11. Kalkınma planında TCE kavramına yer yok!

Tarih : 09 Eylül 2019

Dr. Gülgün Kıran
ATO Yönetim Kurulu Üyesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) bütün sürdürülebilir kalkınma programlarında yer almaktadır. Bizim de üyesi olduğumuz Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nın hedeflerinde 5 numaralı hedef yine TCE olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülke kalkınma planının içerisinde bu hedefin yer almaması kabul edilebilir değildir. Bu aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni yok saymak anlamına gelmektedir ki ülkemizde mevcut kadına şiddet sorunu nedeni ile bizim  bu sözleşmeden vazgeçme lüksümüz yoktur.


2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı 16 Temmuz 2019’da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Başkanlık sisteminin bu ilk kalkınma planı , aile ve kadın konusundaki değerlendirme ve hedefleriyle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda mevcut durumdan da geriye gidişin göstergesi oldu ne yazık ki!..

Çünkü görüldü ki ; 10. Kalkınma Planı ‘Aile ve Kadın’ başlığı altında kadın güçlenmesini aile güçlenmesi ile birlikte değerlendirse de “Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında, kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamdaki rolünün güçlendirilmesi” olarak yer bulan ifade 11. Kalkınma Planı’ndan çıkarılarak bunun yerine ‘Ailenin Güçlendirilmesi’ ve ‘Kadın’ iki alt başlık şeklinde sunulmakta idi.

Ailenin güçlendirilmesi “toplumsal yapının ve kalkınmanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilirliği” gerekçesiyle en temel amaç olarak belirtilirken, ‘Kadın’ başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliği ifadesi tamamen çıkarılarak “Kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı önlemek, kadınların toplumsal hayatın tüm alanlarında hak, fırsat ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmalarını ve güçlenmelerini sağlamak temel amaçtır.”ifadesine yer verilmişti.

Yine önceki Kalkınma Planı’nda yer alan “Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme” ifadesi de 11. Kalkınma Planı’ndan çıkarıldı.  Diğer taraftan 10. Kalkınma Planı’nda Anayasa’nın pozitif ayrımcılık maddesine gönderme yapılan birçok yer varken, 11. Kalkınma Planı’nda pozitif ayrımcılık ilkesi de göz ardı edildi. 

Oysa ki, 11. Kalkınma Planı hazırlık çalışmaları sırasında katkı sunan sınırlı sayıdaki kadın sivil toplum temsilcileri, akademik kurul temsilcileri toplumsal cinsiyete dayalı paritelerin taslağa yerleştirilmesini sağlamışlardı.


Ancak görüşmelere geçilmeden önceki son aşamada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bünyesindeki Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramı sessiz sedasız taslağın tüm bölümlerinden çıkarılarak onaydan geçirildi.


Tam da, Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren  “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” yani; “İstanbul Sözleşmesi”nin  5.yılına yaklaşılırken 11. Kalkınma Planındaki bu değişiklikle beraber sözleşmeye dair tartışmalar da tekrar alevlenmeye başladı.
Oysa ki TCE, bütün sürdürülebilir kalkınma programlarında yer almaktadır. Bizim de üyesi olduğumuz Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hedeflerinde 5 numaralı hedef yine TCE olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir yandan UNDP Türkiye olarak gerçekleştirilmeye çalışılırken bir yandan da ülke kalkınma planının içerisinde bu hedefin yer almaması kabul edilebilir bir şey değildir.


Günümüzde uluslararası ilişkiler yeniden şekillenip, pozisyonlar yeniden belirlenirken toplumsal cinsiyet kavramının, hükümetlerin tutumunu belirleyici normlar arasında yer aldığını görmekteyiz. Artık toplumsal cinsiyet kavramı bir kadın sorunu değil ulusal politikaların, uluslararası ilişkilerdeki değişimi belirleyen ölçütlerden birisi durumuna gelmişken 11. Kalkınma Planı’ndan toplumsal cinsiyet kavramının çıkarılması ve bu değişikliğin gerçekleştirilme biçimiyle Türkiye bu alandaki politikasını da çizmiş oluyor ne yazık ki!

Planı incelediğimizde,  kadın genel olarak ekonomik anlamda değerlendirilmiş ve işgücü, istihdam gibi konuları irdeleyen başlıklarda kadına yönelik mevcut durum analizi ve hedefleri yer almışsa da kadınların güçlendirilmesini sağlamak için temel araç olan TCE kavramı yer almamıştır. Kadının geçtiği bir kaç maddeye bakacak olursak aslında temel çelişkiyi gayet açık görebiliriz ;

  • İşgücü Piyasasında Ekonomik ve Sosyal Yapılardaki Dönüşüm bölümünde 48.maddede “Kadınlarda eğitim seviyesindeki artışa rağmen düşük nitelikli, kayıt dışı, ücretsiz aile işçiliği gibi alanlarda kadın işgücü oranının yüksekliği sürmekte, ülkelere göre farklılıklar gösterse de kadınların işgücüne katılımı gerilemektedir.” denirken iş gücündeki eşitsizlik görülmüş ancak bunu iyileştirmek için gerekli olan TCE plandan çıkarılmıştır.
  • Küresel Gelişmelerin Türkiye Etkileşimi bölümünde 90. maddede yine 48.maddeye benzer bir konu belirtilmiştir. Şöyle ki:”Küresel ekonomik gelişmeler özellikle kırılgan kesimin istihdam edilebilirliği üzerinde birtakım riskler oluşturmaktadır. Ülkemizde kadınların ve engellilerin işgücü piyasasının taleplerini karşılayabilecek şekilde güçlendirilmesi önemini korumaktadır.” Yani kadınlar “kırılgan kesim” olarak nitelendirilmişse de, bu kesimin güçlendirilmesini sağlayan TCE meselesi yok sayılmıştır.
  • İş gücü ve istihdam ile ilgili bölüm ,ilişkin başlık 133. Maddesinde işsizliğin yükselme nedeni “ özellikle kadınların iş gücüne katılma oranlarındaki güçlü artış” olarak gösterilmekte, üretime katılım ve artı değerden pay alma konusunda TCE yok sayıldığı gibi en temel vatandaşlık hakkı da çiğnenmektedir.
  • Eğitim başlığının altında yer alan 560.2. maddedeki “Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır.” hedefinin her ne kadar kadının güçlendirilmesi, eğitim ve iş hayatına katılması için önemli bir adım olduğu düşünülse de temellendirmesi farklı amaca dayanan bu yöntemin amacına hizmet etmeyeceği aşikardır.

Başlı başına bir “KADIN” başlığının olduğu bu 11.Kalkınma Planı’nda en güzel madde “Güçlü toplumun inşası kadınların güçlenmesiyle mümkün olacaktır.” cümlesinin geçtiği 542.madde. Ve devamında ise “kız çocuklarının ve kadınların eğitim ve öğrenime erişimi ile sosyal ve ekonomik hayata katılımının artırılması, kaynaklara erişimin kolaylaştırılması, kadının toplum içindeki statüsünün geliştirilmesi için farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacaktır.” sözlerine tamamen katılıyoruz. İşte bugün bu yüzden TCE’nin olmadığı bir kalkınma planının, hedeflerin gerçekleştirilmesi konusunda yetersiz kalacağını düşünüyor, bu eksikliğin karşısında duruyor ve İstanbul Sözleşmesi’ni geri vermek istemiyoruz.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Arşivler