8 Mart haftasında kadın istihdamına bir bakış

Tarih : 06 Mayıs 2019

Dr. Deniz Dülgeroğlu

Emekçiye düşman politikalar sonucu özellikle gençler arasındaki işsizlik oranı sürekli artıyor. Peki kadınların işsizliği, istihdamı?

Kadınlar çalışma hayatında olsun ya da olmasın ev içi emeğinin de neredeyse tamamını sağlar. Neslin devamı, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi, eşin ertesi gün işe gidebilmesi için hazırlanması yani üretim ve yeniden üretimin sağlanması hep kadın tarafından yerine getirilir. Ancak kadına sorsanız “ev kadınıyım, çalışmıyorum” der. Çünkü; ev kadınlığı statü sağlamaz, para karşılığı yoktur, emekli olunmaz yani görünmez emektir. Çalışan kadının evdeki işleri de erkeğe göre de çok fazladır buna “çifte mesai” denir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre toplumda kadınların ancak %27 si çalışma hayatında istihdam ediliyor, üniversite mezunu kadınların % 21.1’i işsiz, %14’ü okuma yazma bilmiyor. Gender Gap 2017 raporunda 144 ülke içinde 131. sıradayız. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve eğitim olanaklarına erişememek nedeniyle kadın çalışma hayatında ikincil konumdadır. Çalışmasa da olur diye bakılır, ekonomik krizde ilk işten çıkarılan olur, OHAL gibi zamanlarda işsiz kalması önemsenmez, gittikçe yoksullaşır. 

Kadının çalıştığı işler sıklıkla profesyonellik gerektirmeyen, statü sağlamayan, tarım, ev işleri, çocuk, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi sigortasız da çalışılabilen işlerdir. Kadınların kümelendiği bu işler sabır gerektiren, el becerisi isteyen, duygusal emek yoğun, monoton işlerdir. Çoğunluğu, mevsimlik işçi olarak ya da aile işçisi olarak çalışır.Bu işler çalışanların sağlığı, işçi sağlığı, iş güvenliği açısından da riskler içerir.Ergonomik riskler kas iskelet sisteminde birikimli travma bozukluğuna yol açar. Çoğu kadın ve çocuk mevsimlik tarım işçileri balık istifi doldurulan minibüslerde taşınır, sıklıkla trafik kazasında ölümler olur ya da yaralı kurtulduysa sakatlığa yol açar.

Esnek çalışma, yarı zamanlı çalışma, çağrı üzerine çalışma, evde çalışma hep kadın için düşünülür, evine zaman ayırabilecek diye cazip gösterilir.Oysa bu işlerde sigortasız çalıştığı için ya da sigortalı olsa dahi prim gün sayısını doldurması çok uzun yıllarını alacağı için neredeyse emekli olma şansı yoktur, ayrıca sağlık güvencesi olmadan yaşamak zorunda kalır. Ayrıca ücreti oldukça düşüktür, insanca yaşayacak maaştan bahsedilemez. Bu tür iş kollarındaki kadınlarda sendikalaşma oranı düşüktür.

Devletin son yıllarda kadın istihdamı olarak sunduğu aile paketlerinin kadına önerdiği çok sayıda çocuk doğurması, ilk okul çağına kadar evde çocuklarını yetiştirmesi, bunun karşılığında ücretli, ücretsiz izinler kullanmasıdır. “Ailenin ve Dinamik Nüfusun Korunması Yasası”nda “ilk altın devletten” denilerek cüzi teşvikler veriliyor. Asıl hedeflenen ailedir, kadının istihdamı tıp, mühendislik, hukuk, akademi, bilim gibi profesyonellik gerektiren meslekler olmak zorunda değildir. Onlara göre kadın aile için vardır, bu mesleklere girmese de olur. Çok çocuklu kadın, üst üste ücretsiz izin kullanan kadın bu tür meslekler için yeterli zaman ayıramaz, araştırma yapamaz, kongreye gidemez, bildiri sunamaz. Kariyerine sık sık ve uzun süre ara veren kadın banka müdürlüğü yapabilir mi örneğin?

Yine kadın istihdamı olarak gösterilen bazı durumlarda bakım ücreti ödenerek yaptırılan “Evde Bakım Hizmetleri” de gerçek bir meslek değildir, emeklilik ve sağlık güvencesi sağlamaz. Sosyal devletin görevi olan çocuklara, yaşlılara, engellilere; kamu kreşlerinde, rehabilitasyon merkezlerinde, bakım evlerinde kurumsal olarak, daha bilimsel olması gereken bakım büyük ölçüde kadına devredilmiştir. Rehabilitasyon merkezlerinin sayısının azaltılmasının diğer bir yan etkisi de erken rehabilitasyon şansı verilmeyen hastalarda sekellere yol açmasıdır, zira tüm kadınların fizyoterapi bilmesi beklenemez. Öte yandan sürekli felçli hastaya, yaşlıya bakmanın kadınlarda tükenmişliğe de yol açacağı düşünülmelidir.

AKP hükümeti hakikatleri tersyüz etmede öyle mahirdirler ki ortaya konan rakamlara göre kadın istihdamını artırdıklarını iddia etmektedirler. Meslek edindirme kurslarında hasta bakımı, çocuk gelişimi, aşçılık gibi kadının potansiyelini bu tür cinsiyetçi işlerle sınırlayıp, kurs katılımcıların sayısını da işe yerleştirmiş gibi istihdam oranına yansıtmaktadır. 

Bizce profesyonellik isteyen işlerde kadına pozitif ayrımcılık sağlanmalı, çocuklu kadınlara ücretsiz kamu kreşleri sağlanmalı, hatta mutfakta harcanacak süre makale, kitap okumak için kullanılmalı, bunun için topluca yemek pişirilen ve yenen kantinler devreye girmelidir. Ev işlerinin, çocuk bakımının erkeğin de işi olduğu anlayışı yerleşmelidir. Kadının “kendine ait odası”, okuma yapacağı, makale yazacağı boş zamanı olmalıdır. Ancak o sayede kent konseylerinde, belediye meclislerinde, yönetici kadrolarda, meslek örgütlerinde, sendikalarda, mecliste vs yeterli sayıda kadın bulunur, sözünü söyler.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Arşivler