Birlikte Kullanımdaki Sağlık Tesislerinde Çalışan Akademik Unvanlı Personelin Farklı Ek Göstergelere Tabi Olması Eşitlik İlkesine Aykırıdır

Tarih : 13 Kasım 2017

 

Birlikte kullanım

Yrd. Doç. Dr. Yeliz Şanlı Atay 

 Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü

“Birlikte kullanım” modeli, ilk olarak, 2010 yılında 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa eklenen Ek 9. madde ile düzenlenmiş; ardından, 2015 yılında 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanununa eklenen Ek 158. madde ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin örgütlenme modeli haline getirilmiştir. Bu son düzenleme ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri arasında, sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi için birlikte kullanım protokolleri yapılması zorunlu kılınarak, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda kural olarak isteğe bağlı bir yöntem olarak benimsenmiş olan birlikte kullanım, mecburi bir yöntem olarak (Karahanoğulları, 2016a: 3) uygulamaya konulmuştur. Birlikte kullanım uygulamasının Kanunda tanımlanan amacı, eğitim, araştırma ve sağlık hizmetlerinin sunumu için adı geçen idareler tarafından, insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakların karşılıklı olarak birlikte kullanımıdır.

Birlikte Kullanımdaki Sağlık Tesislerinde Yürütülen Lisans ve Tıpta uzmanlık Eğitimi ve Sağlık Tesislerinin Statüsü

Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde yürütülecek eğitim hizmetleri, tıp ve diş hekimliği alanında verilen gerek lisans, gerekse tıpta uzmanlık eğitimlerini kapsamaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre, “tıpta uzmanlık eğitimi”, bir lisans üstü eğitim kademesidir. 3359 sayılı Kanunun, Ek 9. maddesine göre, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde yürütülecek tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dahil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür ve başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in “Eğitim hizmetleri” başlıklı 6. maddesine göre, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde eğitim faaliyetleri, akademik bir organ olan Fakülte Kurulu ile idari faaliyetlerde dekana yardımcı bir organ olan Fakülte Yönetim Kurulu tarafından alınacak kararlar ile yürütülür. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerindeki eğitim görevlileri, dekanın daveti üzerine Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu toplantılarına, oy hakkı olmaksızın katılabilirler.

Lisans eğitimi, üniversite öğretim elemanları tarafından verilebilir. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde lisans eğitimi bakımından ayrıksı nokta, Sağlık Bakanlığı uzman kadrolarında görevli olan profesör ve doçentler ile eğitim görevlileri ve başasistanlarına “… ihtiyaç duyulması halinde dekan tarafından mezuniyet öncesi eğitimde de sorumluluk verilebilir.” olmasıdır. Yani, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na göre, esasen tıpta uzmanlık eğitimi verme yetkisine sahip olan profesörler, doçentler, yardımcı doçentler, eğitim görevlileri ile başasistanlar, lisans eğitimi ile ilgili görev ve sorumluluklara sahip olabilirler.

Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin, sağlık hizmetinin yanı sıra, lisans ve tıpta uzmanlık eğitimi de dahil olmak üzere eğitim ve araştırma hizmetlerinin üretileceği kurumlar haline gelmesi, niteliksel anlamda bir dönüşüme yol açar; yani, sağlık tesislerinin hukuki statüsünü de değiştirir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinde, lisans ve tıpta uzmanlık eğitimlerinin veriliyor olması, uygulamadan önce eğitim ve araştırma hastanesi statüsünde olan bu sağlık tesislerini, sağlık uygulama ve araştırma merkezi olarak bir yükseköğretim kurumu haline dönüştürmektedir.[1] Sağlık Bilimleri Üniversitesi, lisans ve uzmanlık eğitimini, artık kendi birimleri haline dönüşen bu sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde yapmakta ve bu nedenle, birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri bakanlık hiyerarşisinden çıkarak [2] bir yükseköğretim kurumu halini almaktadır.

Birlikte Kullanımdaki Sağlık Tesislerinde Çalışan Akademik Unvanlı Personel

Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinde görev alacak personel konusunda, 3359 sayılı Kanunda doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Üniversitenin kadroları öğretim elemanları, sağlık bakanlığı kadroları ise, eğitim görevlisi, başasistan ve uzman kadrolarıdır. Eğitim görevlileri, 3359 sayılı Kanun gereği, profesör ve doçent unvanına sahip olanlar arasından atanacak olduklarından, kadrosu sağlık bakanlığında olup, akademik unvana sahip olan kamu görevlilerinden bir kısmı, eğitim görevlileridir. Bunlar dışında, profesör ve doçent unvanına sahip olanların diğer bir kısmı, kadrosu sağlık bakanlığında bulunan başasistanlar ve uzman doktorlardır. Bu durumda, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinde akademik unvana sahip olanların bir kısmı, kadroları üniversitede bulunan öğretim elemanları; diğerleri ise kadroları sağlık bakanlığında bulunan eğitim görevlileri, uzman doktorlar ve başasistanlardır.

Birlikte kullanım protokollerine konu oluşturması ile birlikte hukuki statüsünün bir yükseköğretim kurumu olan uygulama ve araştırma merkezi statüsüne dönüştüğünü kabul ettiğimiz sağlık tesislerinde, gerek sağlık hizmeti, gerekse lisans ve tıpta uzmanlık eğitimini kapsar şekilde eğitim hizmeti bakımından aynı görevleri yerine getiren akademik unvanlı kamu görevlilerinin hukuki statüleri de aynıdır. Salt görünüşte, kadrolarının, üniversitede mi, Sağlık Bakanlığında mı olduğu ölçüt olarak kullanarak, akademik unvanlı kamu görevlilerinin hukuki statülerinin de farklı olduğu sonucuna ulaşmak, gerçek hukuki durumu yansıtmaz.[3]   Kadrosu sağlık bakanlığında bulunan akademik unvanlı personel, artık, bir yükseköğretim kurumu olan sağlık uygulama ve araştırma merkezinde üretilen hizmetlerin işgücünü akademik personel olarak oluşturmaktadır.[4]

Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinde akademik unvana sahip olan kamu görevlileri farklı ek gösterge rakamlarına tabidir. Bu farklılık, profesör ve doçent unvanlı kamu görevlilerinden bir kısmının üniversitelerin akademik personel kadrolarında; diğer bir kısmının ise, Sağlık Bakanlığı kadrolarında bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ek gösterge, aslında kimi görevler için aylığa bağlı olarak yapılan bir ödeme niteliğinde olmasına rağmen, giderek yaygınlaşarak aylık göstergenin bir eklentisi halini almış durumdadır.[5] Hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler ölçüt kılınarak ve aylıklara ek olarak, belirlenen gösterge rakamları dikkate alınmaktadır. 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu Ek Gösterge Cetveli’nde, 1. derecede bulunan profesörler için 5300 (profesörlük kadrosunda dört yılını tamamlamış olanlar 6400), 1-3. derecede bulunan doçentler için 4800, 1-5. derecede bulunan yardımcı doçentler için 3600 ek gösterge rakamları söz konusudur. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde çalışan ve kadrosu üniversitede bulunan akademik unvanlı kişilerin tabi oldukları ek gösterge rakamları bu şekilde iken; Sağlık Bakanlığı kadrolarında bulunan profesör ve doçent unvanlı kamu görevlileri için geçerli ek gösterge rakamı ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirlenmiş olan 3600 ek gösterge rakamıdır.  Örneğin, birlikte kullanımda olan sağlık tesisinde aynı klinikte aynı işi yapan bir doçent, üniversite kadrosunda olduğu için 4800 ek gösterge üzerinden maaş alır iken, Sağlık Bakanlığı kadrosunda olan doçent 3600 ek gösterge üzerinden maaş alacak; emeklilik aşamasında da aynı ek göstergeler mali haklar bakımından ciddi farklılıklar doğuracaktır.

1982 Anayasası’nın 10. maddesi birinci fıkrasına göre, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Aynı maddenin 5. fıkrasına göre ise; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

Eşitlik ilkesinin çalışma ilişkileri alanında bir görünümü olarak “Eşit iş için eşit ücret” ilkesi, çeşitli uluslararası insan hakları belgelerinde yer alan bir ilkedir. BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesinde (2) “Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır” denmekte;  [6] Avrupa Sosyal Şartı’nın II. Bölüm 4. maddesinde,  “Çalışan erkekler ile kadınların eşit işe eşit ücret hakkına sahip olduklarını tanıma” düzenlemesine yer verilmekte; [7] Eşit Değerde İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında ILO Sözleşmesinde ( 100 No’lu Sözleşme ) “Eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği” ilkesi yer almakta[8]  ve Sözleşme’nin 2. maddesinde her üye devletin eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği ilkesini teşvik ve bu ilkenin bütün işçilere uygulanmasını sağlama yükümlülüğünde olduğu ifade edilmektedir.

Sonuç

Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri, bir yükseköğretim kurumu olan uygulama ve araştırma merkezi statüsünde olduğuna göre, kadrosu sağlık bakanlığında bulunan profesör ya da doçent unvanına sahip olan kamu görevlileri, bir yükseköğretim kurumunda çalışmakta olan akademik personel statüsüne sahip olmaktadırlar.[9] Bu nedenle, kadrosu sağlık bakanlığında olan profesör ve doçent unvanlı kişilerin,  akademik kadro içinde olmak şartı aranmaksızın, kadrosu üniversitede olan profesör ve doçent unvanlı kişilerin tabi olduğu ek göstergelerden yararlanmaları gerekir.

 

[1] Onur Karahanoğulları,  “Ankara Valiliği ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü Arasında Birlikte Kullanıma İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Protokol”e İlişkin Değerlendirme”, 2016, s. 2, http://80.251.40.59/politics.ankara.edu.tr/karahan/makaleler/saglikbilimleri-protokol.pdf (22.05.2017).

[2] A.g.m., s.2.

[3] “Görünüşte hukuki durum” ve “gerçek hukuki durum” ayrımı yapılarak verilen yargısal bir karar için  657 sayılı Kanun’un 4/C kapsamında geçici personel statüsünde olan davacının, döner sermaye ek ödemelerinden yararlanmak üzere açtığı davada, “gerçek hukuki durumu” esas alarak davacı lehine karar veren Danıştay kararına bakılabilir (D.12.D., E.2013/725, K.2013/8623, k.t.26.11.2013, www.kazanci.com).

[4] Onur Karahanoğulları, “Birlikte (Ortak) Kullanım ve İşbirliği Yapılan Araştırma Uygulama Hastanelerindeki Akademik Unvanlı Personelin Statüsüne İlişkin Hukuksal Değerlendirme”, 2016, s.3, http://80.251.40.59/politics.ankara.edu.tr/karahan/makaleler/birlikte%20kullanim%20ogretim%20elemanlari.pdf (22.05.2017).

[5] Tayfun Akgüner, Kamu Personel Yönetimi, 6. B., Der Yayınları, 2014, s.226.

[6] RG: 27.05.1949/7217.

[7] RG: 09.04.2007/26488.

[8] RG: 22.12.1966 /12484.

[9] Karahanoğulları, Akademik Unvanlı Personelin, s.2.

 

 

  • Bu konu ile ilgili olarak, önümüzdeki aylarda Ankara Tabip Odası olarak yapmayı düşündüğümüz konu uzmanı akademisyenlerin katılacağı geniş katılımlı toplantıya yönelik olarak konu ile ilgili soru ve değerlendirmelerinizi internet sitemiz aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.

 

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler