Ah be Fedakar… meli malı zamanlarında mış gibilerin eline bıraktın bizi..

Tarih : 12 Aralık 2016

onur naci1

Dr. Onur Naci Karahancı
ATO Yönetim Kurulu Üyesi 

 “Anlatmanın en iyi yolu yapmaktır.”

José Marti

 

(…Devlerle mücadele maceramız devam ediyor…)

Şimdi sevgili Ç, sen bir mirası Fedakar’a bıraktın… Öyle bi dünya sardı ki Fedakar’ın etrafını devlerle mi, devlerin kırıntıcılarıyla mı baş etsin bilemedi. Yeniden kurulacak bir ülkede senin meslektaşın 6000 hekimin yarısı Fedakar’ı terk edip, okyanus kıyılarındaki devler ülkesinde kırıntılarla uzuun ömür  yaşamayı tercih etmesinler mi… Devler, kendilerinin insanları öldürmesi yetmiyormuş gibi bir de Fedakargile ne ilaç ne yardım gitmesini engellemesinler mi.. Devler zannetmiş ki, Fedakargille böyle baş ederler. Ç de yok nasılsa..

Fedakar ne yapmış: “Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda? Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum.” demiş dostlarına ve sonra anlattıklarının anlaşılması için yapmaya başlamış… Yaptıklarının hepsi, devlerden illallah etmiş insanlar için de hep umut olmuş..

Ne mi yapmış, eğitim haktır, ne parası arkadaş demiş, memleketteki insancıkların 5’te biri okuma yazma bilmez iken 20 yılda hepsi bilir olmuş; böylece kimsenin anlatmasına gerek kalmadan devlerin ne olduğunu kendileri okur, anlar olmuş. Her ailenin nerdeyse bir evi olmuş, şartsız şurtsuz. Sağlıkta herhalde ne anlatsak devlerin ülkelerinden iyidir. Sağlık haktır demiş, öyle bu işin ticaretini yaparım, büyük büyük hastaneler kurarım, herkesi taşeron çalıştırır köşeyi dönerim diyene burda ekmek yok demiş. Parasız nasılsa yapamaz, ilacı nerden bulacak, hastaneyi nerde yapacak, maaşı nasıl verecek nasılsa elimize düşecek diyen devlerin kırıntıcılarına güzel bir ders vermiş ki devlerin koca koca değerlendirme kriterlerinin hepsinin neredeyse en iyisi olmuş. Çoğu insan hastaneye gitmeden, hasta olmadan sürekli takip edilir, bebekler aşılanır olmuş. Devler öldürüyor ama aynı zamanda da öyle güzel pahalı tıbbi cihazlar yapıyorlar ki bunu kime satacaz, mümkün değil sağlıklı olamazlar diye düşünmeye başlamış kırıntıcılar. Anlayacağınız hiçbir şey anlamamışlar..  Devlerin ülkesindeki mutlu eden yalanlarla yaşamak isteyenler inanmak istemediğinde, Fedakargil devlerin gizlice birbirlerine yazdıkları kitapları gösteriyormuş, bakın diye. Sonunda devler bile saklayamaz olmuş bu hallerini…

Kimse inanmazken, öyle şeyler başarmaya başlamış ki Fedakar, artık mutluların ülkesi denilen memlekette parasız da yaşanabileceği, her insanın eşit olduğu gösterilmiş. Kimse de devlerden korkmaz olmuş oralarda.

Fedakar, bunları kendine çok dert etmiyomuş, nasılsa baş ederim diyomuş da en büyük kaygısı kendi ismini – sözlerini, yaptıklarını kullanıp sürekli –meli –malı diyen  –mış gibi yapanlar yok mu… En çok onları dert ediyormuş kendine… Aman dermiş çok bilir, hep oturdukları yerden konuşurlar, canları da pek tatlıdır bunların dermiş. Tüm memleketlerde bizmişiz gibi dururlarda, hep de devlerin gölgesinde serinlerler dermiş.

Melimalıcılara göre, başkalarının çocukları tabi ki devlerin bacaklarını kırmalıymış ama tam melimalıcıların anlattığı gibi bi türlü de yapamıyorlarmış.. Kendileri her şeyin en iyisini bilirlermiş de  kimse bir türlü onları anlayamazmış.

Fedakar, kül olup bütün ülkelerde, devlerden bezmiş özgürlük hayal edenlerin üzerinde rüzgarla dolaşmayı hayal ederken bile; gözünüzü seveyim benim adımı, büstümü ora bura dikip, kendini temize çıkaracağını zannetmesin kimse: Ne adımı ne büstümü bi yerlerde istiyorum, sıkıysa yaparak anlattıklarımı ortaya koyun bu bana yeter demiş.. Bizim de çok eksiğimiz oldu, sizin de olacaktır; samimiyetiniz bana yeter demiş. Güle güle Fedakar…

Gerçek ruh, iktidar ruhuna karşı direniştir.

ILIJA TROJANOW, İktidar ve Direniş

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler