Ve şimdi reklamlar…

Tarih : 15 Ağustos 2016

emel bayrak

Dr. Emel Bayrak

ATO Yönetim Kurulu Üyesi

Görme üzerine yazılan pek çok kitaptan biri de Görme Biçimleri. John Berger ve arkadaşları tarafından BBC’de yayınlanan bir dizi konuşmadan oluşan kitabın henüz ilk sayfalarında zihnimize çarpan şey, ‘düşündüklerimizin ya da inandıklarımızın nesneleri görüşümüzü doğrudan etkilediği’, insan algısının, gerçeği nasıl gördüğümüzün başkaları tarafından yönetilebilir olduğu. Dört yüz yıl önce bunu, ‘büyücüler inanç sayesinde, fizikçilerin gerçek sayesinde yaptıklarından daha fazlasını yaparlar’ diyerek anlatan Giordano Bruno’dan bu yana değişen tek şeyin büyücüler olduğunu görüyoruz bugün.

Farkında mısınız ters giden bir şeyler var, aslında burnumuzun hemen dibinde, başımızı çevirdiğimiz her yerde. Bir hastanede, bir eczanede, yolda, evde, sokakta insanlar giderek artan bir eğimle şiddete, suça meylediliyor. Hatırlarsınız tıp fakültelerinde okutulur, Dünya Sağlık Örgütü sağlık kavramını sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlamıştır. Bu tanımdan gidersek teknik donanımı bir hayli yüksek, otelcilik hizmeti sunmakta otellerle yarışan hastanelerin sayısı epeyce artmış olsa da görüyoruz ki sağlıksız bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Görme biçimlerimizin izin verdiği ölçüde görüyoruz. Birileri yaşamını yitiriyor, evi, barkı, geleceği elinden alınan milyonlarca insan yaşam mücadelesi veriyor. Ve tüm bunlar yaşanırken aynı zamanlarda, aynı mekanlarda yaşıyoruz ama yönetilen görme biçimlerimiz ne yazık ki olan biteni görmemize izin vermiyor.

Tıp doktorları, bilim insanları, insandan ve yaşamdan sorumluluk duyan herkes, toplum algısının bu pek kolay yönetilebilirliğine karşı gerçekleri, insan yaşamını, tüm insanlık adına yaşam hakkını amaç edinen doğruları koşulsuz savunmalıdır. Görüş açılarımızı genişletebilmek, gerçekleri görebilmemizi sağlayacak görme biçimleri geliştirebilmek öyle sanıyorum ki ancak yaşamın günlük akışından, rutinden, bizim için önceden belirleneni yaşayıp gitmekten başımızı kaldırmakla  mümkün. Kafamızı kuma gömmüş güllük gülistanlık yaşayıp giderken birden burnumuzun dibine gelmiş bir savaşın ortasında kalabileceğimizi, dünyada olan biteni çok da umursamadığımızdan kendimizi dünyanın öbür ucundan gelen bir virüsle mücadele ederken bulabileceğimizi görmemizi sağlayacak bir görme biçimi geliştirebilmek, içine karşılıksızlık duygusu yerleşmiş, kendini sadece söylediğinden değil sustuğundan da sorumlu hissedebilen insanların, hayatta en çok bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılar yüzünden kolayca bertaraf edilebildiğini görebilme biçimi.

Görme üstüne, insan algısının nasıl kolayca yönetilebildiği üzerine yazarken  sıklıkla reklamlar üzerinde duruyor Berger. Reklamla ilgili yazdıkları hepimiz için, yaşadığımız toplum ve zaman için alıntılanmaya değer :

Reklamlarda bir tür ürünün, bir firmanın öbürüyle yarıştığı doğrudur; ne var ki her reklam imgesinin öbürünü güçlendirdiği, hızlandırdığı da doğrudur. Reklamlar yalnızca birbiriyle yarışan mesajlar topluluğu değildir. Reklam o hep aynı, hiç değişmeyen o genel öneriyi yapmak için kendi başına kullanılan bir dildir. Reklamlarda şu kremle bu krem, şu arabayla bu araba arasında bir seçim yapmaya çağrılırız; oysa dizgesel olarak ele alındıklarında reklamlar bir tek şeyi önerir her zaman.

Reklamlarla her birimize bir nesne daha satın alarak kendimizi ya da yaşamlarımızı değiştirmemiz önerilir. Aldığınız bu nesne der reklam, sizi bir bakıma daha zenginleştirecektir aslında o nesneyi almak için para harcayarak biraz daha yoksullaşacak olsanız bile !

Reklamın başka bir önemli toplumsal işlevi daha vardır. Reklamları hazırlayanların, kullananların bu işlevi bir amaç olarak önceden tasarlamamış olmaları önemini azaltmaz. Reklamcılık, tüketimi demokrasinin yerine geçen bir şeye dönüştürmüştür. İnsanın yiyeceklerini, giysilerini, arabasını seçmesi çok önemli siyasal seçmenin yerine geçmektedir. Reklam toplumda demokratik olmayan her şeyi örtbas etmeye, bu eksikliklerin bedelini de ödemeye de yardım eder. Üstelik dünyanın geri kalan kesiminde yer alan olayları da gözlerden siler.

Reklam bir tür düşünsel dizge olup çıkar sonunda. Her şeyi kendi diliyle açıklar. Dünyayı yorumlar.

Ve şimdi reklamlar…

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler