Doçentlik asgari koşulları mı?

Tarih : 04 Nisan 2016

gülriz-erisgen

Dr. Gülriz Erişgen
Hekim Postası Yayın Kurulu Üyesi

Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı, 2016 Ekim döneminden itibaren geçerli olmak üzere doçentlik sınavı için başvuru kriterlerini değiştirdi. Sağlık bilimleri alanında, adaylarda doktora, tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık derecesi alındıktan sonra, alanında öngörülen asgari kriterlere uygun özgün bilimsel yayın ve diğer çalışmaların yapılmış olması koşulunun yanı sıra  SCI-Expanded, SSCI veya AHCI kapsamındaki dergilerde, adayın yaptığı lisansüstü ve/veya uzmanlık tezlerinden (yan dal uzmanlık tezleri bu kapsam dışındadır) üretilmemiş, en az biri adayın birinci isim olduğu özgün araştırma makalesi niteliğinde olmak koşuluyla, doktora veya tıpta uzmanlık unvanı aldıktan sonra yaptığı çalışmalardan en az üç özgün araştırma makalesi yayımlamış olmak koşulu aranıyordu.

Aralık 2015’te yayınlanan yeni koşullar ise oldukça kapsamlı ve ayrıntılı tanımlanmış. Koşulların, üniversitelerde kadrolara başvuru sırasında sıklıkla kullanılan puanlandırma sistemine bağlandığını görüyoruz. “Sağlık Bilimleri temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması gerekir.” maddesinden sonra verilen tabloda ayrıntılı olarak çalışmaların yayınlandığı yer ve biçime göre verilen puanlar verilmiş. Üstelik alacağınız puan yazar sayısına göre değişiyor. Koşulların yer aldığı ilanda  “Tek yazarlı çalışmalarda yazar tam puan alır. Başlıca yazarın belirtildiği hallerde iki yazarlı eserlerde  başlıca  yazar tam puanın 0.8′ ini, ikinci yazar 0.5′ ini alır. Üç ve daha fazla yazarlı başlıca yazarın belirtildiği eserlerde ise, başlıca yazar toplam puanın yarısını alır, diğer yazarlar ise diğer yarısını eşit paylaşır. Başlıca yazarın belirtilmediği iki veya daha fazla yazarlı makalelerde her bir yazar için toplam puan yazar sayısına bölünür.” şeklinde ayrıntılı tanım yer alıyor.

Akademik yaşantı süresince katılacağınız hemen her etkinlikte bu puanlamanın içine girmiş. Kitap yazarlığı, editörlük,  patent, atıf, danışmanlıklar, projeler, toplantılar, eğitim-öğretim faaliyetleri… Örneğin tanınmış uluslararası  yayınevleri tarafından  yayımlanmış kitap yazarsanız 15, kitap bölümü yazarsanız 10, ulusal  yayınevleri tarafından  yayınlanmış kitap yazarsanız 10 puan alıyorsunuz.

Peki nedir doçentlik? Adaylar ne için başvuruyor? Yüksek öğrenim yasasında doçent, “Doçentlik sınavını başarmış akademik unvana sahip kişidir.” şeklinde tanımlanmış, yani tamamen  sınava bağlanmış. Bu durumda, akademik yaşama devam etmek isteniyorsa  uzmanlık eğitiminin tamamlanmasından sonra doçentlik sınav kriterlerinin çalışmaları şekillendirmesi kaçınılmazdır.

Her ne kadar yasa ya da yönetmelikte açık bir tanım olmasa da akademik dünyada, bir doçentin alanında bilgi üretiminin yanı sıra akran, öğrenci ve toplum düzeyinde bilgi iletişimini sürdürebilir niteliklere sahip olması beklenir. Şüphesiz niteliklerin en uygun şekilde sınanması gerekir. Üniversitelerarası Kurul alanlarda asgari koşulları belirledikten sonra adayların uygunluğunu sınamayı jürilere bırakmıştır.

2016 Ekim’inden itibaren geçerli olacak asgari koşulların öncekine göre nitelik ve nicelik olarak çok farklı olduğunu görüyoruz. Bu durum bazı sıkıntıları beraberinde getiriyor. Öncelikle, çalışmaların başvuru koşullarına göre şekillendirildiği düşünülürse, aday adaylarının değişikliklere uyum bakımından Ekim 2016 çok erken bir tarihtir.  Örneğin Türkçe yayın koşulu… Evet hiç Türkçe yayın yapma gereği hissetmeden akademik aşamaları geçmek hem dil bakımından hem de Türkiye’de bilimsel periyodik yayıncılığı bakımından eksikliğe yol açıyordu. Ancak üç SCI kapsamında yayını hedef olarak koyan aday adaylarının Ekim’e kadar Türkçe yayın yapması çok zordur, zorlamadır.

Bir çalışmada yazar sayısı o çalışmanın niteliğine göre değişir. Hipotezi desteklemek için çok disiplinli, çok merkezli çalışmalarda yazar sayısı çok olacaktır, bu gereklidir. Hemen tüm değerlendirmeler sayılara bağlandığı için bir dönem yayın sayısını artırmak adına yazar sayısını şişirmek eğilimi olduğunu görmek gerekiyor. Bu kaygıyla asgari koşullarda  yazar sayısı arttıkça alınacak puanı azaltan bir yöntem getirildiği anlaşılıyor. Ancak yazarların yayına katkısı ve uygunluğunu değerlendirecek olan jürilerdir. Bu kadar niceliksel koşul asgari koşul olamaz. Asgari koşul “asgari koşul” olmaktan çıkmış görünmektedir. Puanlama sistemi ile “niceliksel bir değerlendirme” birçok aday adayının jüri tarafından “niteliksel” değerlendirilmesinin önüne geçecektir.

Yayın dışında adaylara puan getirecek diğer etkinliklerin ağırlığının fazla olmadığı görülüyor. Örneğin eğitim etkinliklerinde çok da vakit harcamamak gerek çünkü 100 puanın en fazla 4’ünü alıyorsunuz oradan… Kitapla ve tezlerle de çok uğraşmayın diyor koşullar.

Ben kendi alanımı düşünerek bir değerlendirme yapacak olursam bu koşulların şekillendirdiği, dayattığı aday formunu uygun bulmuyorum. Bir jüri üyesi olarak yayının sayısını değil içeriğini değerlendirmek istiyorum. Yayında yer alan yazarların ve adayın katkısını değerlendirmek istiyorum. Bu çalışmalar ne kadar ses getirmiş, ne katkı sağlamış alana, bu bilgileri üreten aday bunları ne kadar akranları öğrencileri ve toplumla paylaşabilmiş…  Sayılardan öte değerlendirme yapmak istiyorum. Tüm alanlardan da benzer kaygıları taşıyan jüri üyeleri vardır eminim. Ses vermek gerekiyor…

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler