Sağlık Bilimleri Üniversitesi, yine, yeniden…

Tarih : 11 Ocak 2016

çetin-atasoy-köşe

Dr. Çetin Atasoy

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü ile Ankara Valiliği arasında “Birlikte Kullanıma İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Protokol” imzalandı. Bu protokol çağdaş üniversitelerin sahip olması gereken akademik bağımsızlık ve özerklik ilkeleriyle bağdaşmayan çok sayıda unsur içeriyor.
Biliyorsunuz, kamu hastaneler birliği genel sekreteri ve hastane yöneticisi olabilmek için tabip veya akademik unvanlı biri olmak gerekmiyor. Yönetici olmak için en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarından mezun olmak ve kamu veya özel sektörde en az 5 yıl iş tecrübesine sahip olmak yeterli oluyor.
Bu protokol hastane yöneticisine tıp eğitimi ile ilgili önemli yetkiler veriyor. Bırakın eğitim görevlisi, doçent veya profesör olmayı tıp doktoru olması dahi gerekmeyen biri tıp eğitimi ile ilgili olarak söz söyleme, karar verme hakkına sahip kılınıyor. Birkaç örnekle açıklamaya çalışayım:
Protokolün 6. maddesinin 3. bendinde “Birlikte kullanılan sağlık tesislerinin öğretim elemanı ve uzman kadrosu ihtiyacı… dekan ve yönetici tarafından birlikte belirlenir.” deniliyor. Yani yönetici, birlikte kullanıma açılan hastanenin öğretim elemanı ihtiyacını belirliyor.
Protokolün 7. maddesinin 4. bendi üniversite personelinin çalışmalarını yöneticinin sorumluluğuna veriyor. Şu ifadeler ile: “…her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmet sunumu da dahil olmak üzere eğitimi aksatmayacak şekilde yöneticinin sorumluluğundadır.” Oysa bu protokol ile birlikte bu hastanedeki üniversite personelinin sağlık hizmet sunumu artık bir akademik işlevdir. Yani orada salt sağlık hizmeti sunumu amaçlanmaz, daha önemli bir çıktı bu hizmet ile birlikte verilen eğitim ve/veya yapılan araştırmadır. Hal böyleyken akademik bir kişiliğin ve onun akademik edimlerinin sorumluluğu yöneticiye verilmektedir. Protokoldeki “eğitimi aksatmayacak şekilde” ifadesi pratik işleyişte ne kadar gözetilecek hep birlikte göreceğiz.
Protokolün 9. maddesinin 3. bendine göre eğitim sorumlusu, ki bu kişi çoğunlukla profesör veya doçent olan bir anabilim/bilim dalı başkanıdır, öğretim elemanları ve eğitim görevlileri ile birlikte eğitim programını hazırlayacak ve dekana sunacak, dekanın ve yöneticinin görüşünü alarak onaylayacaktır. Bir profesör, anabilim/bilim dalındaki diğer eğiticilerle birlikte bir program hazırlayacak ve bunu hayata geçirebilmek için yöneticinin de görüşüne gereksinimi olacaktır.
Protokolün eğitim ve araştırma faaliyetlerini düzenleyen 8. maddesinin iki bendinde eğitim ve araştırmadan çok sağlık hizmetinin vurgulanmış olması dikkat çekicidir.
Bir üniversite öğretim üyesi mesaisinin önemli bir bölümünü ders vermek, araştırma yapmak ve kendisini bilimsel olarak geliştirmek için harcamalıdır. Protokol öğretim üyesine böyle bakılmadığını açık olarak ortaya koymaktadır. Örneğin 8. maddenin 7. bendinde dekanın eğitim görevlileri ve öğretim elemanlarının yıllık eğitim planı ve hayvan deneyi gibi bilimsel araştırma programlarını yöneticiye aylık ve düzenli olarak yazıyla bildirmesini, yöneticinin ise buna uygun olarak öğretim üyelerinin aylık randevu çalışma sistemini MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) üzerinde planlamasını öngörmektedir. Öğretim üyesi dersini hazırlamak, dersinin içeriğini zenginleştirmek, bilimsel yayınları takip etmek, bilimsel eserlerini yazmak, bilimsel bildiri ve konferanslarını hazırlamak gibi akademik işlere mesaisinin hangi bölümünü ayırabilecektir? Yöneticinin öğretim üyelerinin hasta randevularını MHRS’de belirlemesi, böylece öğretim üyesini mesaisinin önemli bir bölümünü rutin sağlık hizmeti ile geçirmeye zorlaması, çağdaş bir üniversite yaklaşımı ile uyumlu mudur? Öğretim üyesi hasta muayene ederken aynı zamanda öğretmeyecek midir? Rutin bir hasta muayene düzeni bu amaç ile ne kadar bağdaşacaktır?
Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurulurken öncelikli amacın eğitim ve araştırma olmadığını söylemiştik. Protokol birçok yerde bunu doğruluyor. Sekizinci maddenin 8. bendine göre öğretim üyeleri eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürürken sağlık hizmetlerini aksatmaya yönelik bir yaklaşım içerisinde olamaz, aksi durumda Dekanlık gerekli disiplin işlemlerini başlatır. Tersi bir ifade, yani “öğretim üyesi sağlık hizmetlerini sürdürürken eğitim ve araştırmayı aksatamaz” demek, bu hastaneleri üniversite hastanesi yapma amacına, yani üniversiter anlayışa daha yakın olurdu.
Protokolü okuduktan sonra, bu sürecin en başında sorduğumuz soru yine aklımıza geldi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile amaçlanan gerçekte nedir?

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler