Özel hekimlik taşeron hekimliğe dönüyor

Tarih : 07 Aralık 2015

Özel hastaneler birlikte çalıştıkları hekimleri taşeron hekimlere dönüştürmeye başladı. İstanbul’da yaklaşık 10 Ankara’da da 6 yıldır süregelen uygulamayla hastaneler birlikte çalışacakları hekimlerden şahıs şirketi kurarak hizmetlerine karşılık gelen ücreti faturalandırmalarını istiyorlar. Hekimlerin, hastane içerisindeki organizasyonun bir parçası olmalarına rağmen, sanki serbest meslek faaliyeti yürütüyormuş gibi görülmesine sebep olan çalışma biçimi, 63. Hükümetin çıkardığı son Torba Yasa ile de hukuka aykırı biçimde yasalaştırıldı. SGK da 3 Temmuz 2015 tarih ve 2015-19 sayılı Genelge ile söz konusu Yasa’nın uygulamasına dair ayrıntıları belirlerken, yasalaştırılamayan, işverene ceza affını da örtülü bir şekilde düzenlemeye çalıştı.
Çalışma şeklinin ayrıntılarını Hekim Postasına anlatan TTB Hukuk Bürosundan Avukat Mustafa Güler işçilik haklarının yok sayıldığı çalışma biçiminin özel hekim ücretlerinin git gide düşmesine sebep olacağını ve uzun vadede çalışanlar bakımından ciddi hak kayıpları yaratacağını söyledi.

Sibel Durak

Mustafa GülerBöyle bir çalışma sistemi neden ortaya çıkmış olabilir?
Mustafa Güler: Özel hastanelerin daha karlı hale getirilmesi ve orada çalışan hekimlerin işçilikten kaynaklanan sınırlamaların dışına çıkarılarak, çalışma sürelerinin uzatılması, gece çalışmanın önünün açılması, öte taraftan da mali avantaj sağlanabilmesi için bu çalışma yöntemi geldi. Bu çalışma yöntemi bu yasadan önce de fiili olarak hayatımızda vardı ama yasal değildi. Hatta İdari para cezası kesilmesini gerektiren kusur niteliğindeydi.

Sistem nasıl işliyor?
M.G: Bir özel hastanenin SGK’ya hizmet satarken o hizmeti üreten hekimin de kendi çalışanı olması gerekiyordu, ama sistemi şu hale getirdiler: Bir özel hastane var ve o özel hastanenin altında yüz tane ayrı şirket bu hastaneye hizmet satıyor. Kardiyoloji hizmetini birinden, ameliyathane hizmetini başka birinden alıyor, ana çatıdaki hastane işletmecisi bunların tamamını SGK’ya fatura ediyor. Ana işi parçalarsınız, o parçalardan ürettiğiniz mal ya da hizmeti de satarsınız asıl işveren ve alt işveren adı altında bunun bilindik ismi taşeronlaştırma olur.

SGK mevzuatı açısından bu çalışma sistemi mümkün mü?
M.G: SGK’nın mevzuatı açısından mümkün değildi, o yüzden SGK bu şekilde bir çalışma tespit ettiği zaman ceza kesiyordu. Ancak kesilmesi ya da tahsil edilmesi gereken cezaların affedilmesi bundan sonra da böylesi çalışmanın meşrulaştırılması için 63. Hükümet döneminde, 6645 sayılı Torba Yasa içinde ikili bir hüküm getirilmeye çalışıldı; af dışındaki kısmının yasalaşması da sağlandı ne yazık ki.
Burada işin iki boyutu var. Bir yandan, hizmeti üreten hekim özel hastanenin çalışanı olmasa da ürettiği hizmetin SGK’ya fatura edilebilmesi sağlandı. Diğer yandan da, iş yasasına tâbi olan çalışma, yasayla, iş yasasına değil de hizmet alımına bağlanabilir hale getirildi.
Bir nevi ana işin taşeronlaştırılmasından söz ediyoruz, bu yasal mı?
M.G: Yasal değil çünkü taşeronlaştırmaya ilişkin sınırlandırmalara baktığımız asıl işin bir parçasının taşerona verilebilmesi için çeşitli kurallar tarif edilmektedir ve sınırlayıcıdır. Oradaki sınırlamayı ancak yasayla aşabilirlerdi, bunu aşabilmek için yasa çıkarmış oldular. Ancak yine de iş ilişkisine uygulanacak kuralların bu ilişkinin sahip olduğu unsurlarla belirleneceğini, uyuşmazlık halinde yargılamada sadece yasaya veya taraflar arasındaki sözleşmeye değil işin nasıl yapıldığına bakılacağını düşünüyorum.

Sağlık alanında ana işin taşeronlaşmasının önü açılırsa bu çalışma hayatının diğer alanlarını nasıl etkiler?
M.G: Burada bir etkileşim söz konusu. Başka alanlardaki taşeronlaşmanın sağlığa yansıması bu. Diğer yandan sağlıktaki bu taşeronlaşma başka alanlardaki taşeronlaşmayı meşrulaştırıp henüz taşeronlaşmanın girmediği ya da nispeten az girdiği alanlara daha yoğun girmesine sebep olabilir. Bir süre sonra özel bir okulun matematik zümresini başka bir yerden satın aldığını duyabiliriz mesela. Çünkü yasal zeminin oluştuğu düşünüldüğünde taşeronlaştırmanın çok daha yaygınlaşacağı âşikar.

İş ilişkisi nasıl kuruluyor bu çalışma biçiminde
M.G: Hastanenin temizlik işlerine ilişkin olarak nasıl ki bir temizlik firmasıyla sözleşme yapılıyorsa benzeri bir şeyi hekimlik hizmetleri için de yapıyorlar. Diyor ki “Seninle sözleşme yaparız, ayda sana yüz bin lira veririm. Sen o yüz bin lirayla kendi ücretini belirlersin sigortanı yatırırsın, yanında çalışanların ücretlerini verirsin, teçhizat ve malzemeni alırsın vs.” İşçilik gibi kuralları belirlenmiş olan çerçevenin dışına çıkıldığı zaman anlaşmanın nasıl yapılacağı tarafların iradesine bırakılıyor. Tam anlamıyla sağlığın alt ticareti. Ana ticareti SGK ve özel hastane arasında kurulan ilişki ile yapılıyor. Bu da alt ticareti.

Çalışanlar açısından dezavantajları nelerdir bu çalışma yönteminin?
M.G: Çalışanların lehine olmayan bir düzenleme bu. Kısa vadede bu çalışma yöntemine zorlamak/teşvik etmek için işveren kesenin ağzını açabilir. Yanı sıra vergi avantajları gibi lehte durumların ortaya çıkmasına da izin verebilir işveren. Ama uzun vadede bakıldığında kişinin kendi işini yapıyormuş gibi görülmesinden kaynaklı olarak dinlenme hakkının daha çok ihlal edildiği, iş akdinin sonlanması halinde kıdem tazminatı, işe iade hakkı gibi işçilik hakların baştan ortadan kaldırıldığı bir ilişki biçimi hekimi mağdur edecektir.

Bu çalışma sistemi kime avantaj sağlayacaktır?
M.G: Ana işverenin lehine olduğu kesin, yasanın çıkarılması için onlar bastırdılar zaten. Ana işletmecinin altında iş verdiği taşeron hekim bakımından da kısa vadede kazançlı bir durum yaşanabilir, çünkü işveren organizasyon için ona gereksinim duyacaktır. Bu gereksinimin azaldığı ölçüde alt işveren hekim kaybeder. Kaldı ki alt işveren olarak hekim olmayan sermayedarlar da ortaya çıkıp işverenle anlaşarak hekim çalıştırma işiyle ilgilenebileceklerdir. Alt işverenin çalıştıracağı hekimler açısından bugünkü düzenin daha da altında bir ücrete razı olmaları gibi bir sonucun ortaya çıkacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü iki tane işvereni olacak. Asıl işverenin ve alt işverenin kârından arta kalan hekim ücreti olacağı için özel hekim ücretlerinde bir düşüş ya da en azından bir artmama hali, beklenen bir durumdur.

Bu çalışma biçiminde taraflar, aralarındaki ilişki biçiminin iş ilişkisi olmadığı, hizmet alımı olduğunu beyan ediyorlar. Ama çalışma sistemine baktığımızda hekim o hastanenin çalışanıymış gibi bütün gün hastanede. Hukuki mevzuata göre, tarafların tanımlamasıyla işçilik ilişkisi ortadan kalkar mı?
M.G: Bu yasal düzenlemeye rağmen burada kurulacak olan ilişki işçilik ilişkisidir. Siz adına başka bir şey deseniz de işçilik ilişkisidir. İşverenin emir ve kontrolü altında, onun organizasyonu içerisinde, onun tasarrufu altında ana hizmetin bir parçasını o organizasyonun içinde onun kurallarına tâbi olarak üretiyorsanız, bu işi de işverenin işyerinde yani hastanede yapıyorsanız bu, apaçık biçimde, İş Yasasına göre çalışmadır. İşçiliğin unsurlarını taşıyan bir sözleşme ve iş ilişkisi olduğu sürece buna tarafların ne ad verdiğine kimse bakmaz, yargı da bakmaz.

Hekimler açısından uzun vadede hak kayıplarına yol açacakken sağlık hizmetlerine yansıması nasıl olur?
M.G: Bir iş ticarete konu yapıldığı zaman, genellikle o hizmetin üretilmesi için ortaya çıkacak maliyet anlaşmalarla alt işverene yüklenmek isteniyor. Şunu demeye çalışıyorum “Kalp cerrahisi hizmetlerinin taşerona verildiğini varsayalım. Asıl işveren diyor ki bu hizmeti sen yürüteceksin. Malzemesi,ekipmanı, personeli sana ait. Bunun için ayda sana 100 bin lira öderim.” Yüz bin lira size geldiğinde bu sefer siz de daha az malzeme, daha az ekipman, daha az işçilikle bu işi nasıl sürdürebileceğinizin yollarını ararsınız. Hekimler buradan yola çıkarak daha kötü bir hekimlik hizmeti verecek sonucu çıkmasın, vermeyeceklerini ümit ediyoruz ama işin doğasının getirdiği bir açmaz var; o da bu işte. İşveren bu iş için bütün olarak bakıldığında taşerona verdiğinden daha az harcama yapıyorsa zaten alt işveren vermez, kârı bünyesinde bırakmak ister. Mevcut maliyet taşeronluk yoluyla –bir şekilde- azaltılabildiği için bu uygulama hemen her alanda kendine geniş yer bulabiliyor.

3 Temmuz 2015 tarihli SGK Genelgesiyle Yasa’nın hekimlerin aleyhine yorumlandığını söyleyebilir miyiz?
M.G: SGK 3 Temmuz 2015 tarihli Genelgesi ile 6645 sayılı Torba Yasa’daki düzenlemelerin fiilen nasıl uygulanacağına ilişkin şeyler söyledi. Bunun içindeki yanlışlardan birincisi Yasa; “Sözleşmede aksine bir düzenleme yoksa, taraflar arasındaki sözleşmenin unsurları işçi olarak görülmeyi gerektirmiyorsa bu şekildeki çalışma Bağkur’a tabidir.” diyorken Genelge bunu “Sözleşmede alt işveren olan doktor işçidir denilmediği sürece bu kişinin çalışması Bağkur’a tabidir.” diye yorumluyor. Dışarda bir biriminiz var ve özel hastaneye hizmet satıyorsanız o zaman Bağkurlu olursunuz. Ama hastanede sabahtan akşama kadar işçi olarak çalışıyorsanız “Biz aramızdaki anlaşma gereği bunun bağımsız çalışma olduğuna karar verdik” diyemezsiniz. Sosyal Güvenlik Hukukunun özüne aykırıdır bu söylem. Genelgenin, Yasayı böyle yorumlaması yanlıştır.

Diğer yanlış da TBMM’de Komisyondan geçmeyen ceza affını Genelge ile düzenlemeleri olsa gerek.
M.G: Özel hastanelere, işçi olarak çalıştırdıkları doktorlardan hizmet almış gibi gösterdikleri saptandığı için SGK müfettişleri tarafından kesilen cezaların SGK kurulduğu tarihten başlayarak tamamen affedilmesine yönelik bir teklif sunuldu Meclis komisyonuna. Şiddetli tartışmalardan sonra teklifi sunanlar da savunamayınca geri çektiler.
Ceza affına ilişkin teklif edilip de komisyondan geçiremedikleri şeyler şimdi SGK tarafından Genelgeyle hayata geçirilmeye çalışılıyor. Yasal dayanağı olmaksızın kamu alacağı silinerek suç işleniyor.
SGK, 23 Nisan 2015 tarihinden önce müfettişlerinin yapmış oldukları değerlendirmelere itibar etmediğini söylüyor kısaca. SGK’nın müfettişlerinin daha önce yapmış oldukları tespitlerde yeterli araştırma yapılmadığı için SGK şimdi taraflara soracakmış iki taraf da aramızdaki ilişki işçiliktir derse işçilik kabul edecek, birisi bu işçilik değildir derse işçilik kabul etmeyecekmiş. Hukukun hiçbir alanında böyle bir tanımlama yok. Ceza affına zemin oluşturmaya çalışıyorlar ama bu şekildeki çalışmadan ötürü kesilen cezaların tahsil edilmesi gerekir, bu hepimizin parasıdır. Bunu affetmeye SGK’nın yetkisi yoktur.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler