Her seçim bir umuttur!

Tarih : 04 Mayıs 2015

çetin-atasoy-köşeDr. Çetin Atasoy

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Yine bir genel seçimin sath-ı mailine girdik. Umut fakirin ekmeğidir: bu sath-ı mail, yani eğik düzlem, belki bizi sonunda eğrilerin doğrulacağı, yanlışların düzeleceği bir umut rampasına çıkarır.

Ülkemizde uzun süredir bilinçli bir biçimde demokrasi sandıkla özdeşleştirildi, sınırlandırıldı. Sandıktan “milli irade”yi öyle veya böyle arkasına alarak çıkan güçler, “milli irade”nin ardına sığınarak, demokrasinin bir diğer koşulu olan çoğulculuğu göz ardı ettiler; meclis içi ve dışı muhalefetin, sivil toplum kuruluşlarının, ilgili alanların emek ve meslek örgütlerinin görüşünü dikkate almadan, güç aldıkları o milli iradenin de aleyhine olabilecek çok sayıda düzenleme yaptılar. Sonuçta, sağlığı da içeren, sayısız radikal değişiklik kolayca hayata geçirildi.

Umut fakirin ekmeğidir dedik ya, belki önümüzdeki parlamento bileşimi bu tahribatı ortadan kaldırır, yerine daha halktan ve emekten yana düzenlemeler getirir.

Tahribat kuşkusuz çok yönlü, tamamı bir yazıya sığmaz. Bu yazıda neredeyse bir yıldır, Mayıs 2014’ten bu yana, uygulamada olan “afiliasyon”, yani işbirliği yönetmeliğinden söz edeceğim.

3 Mayıs 2014 tarihli ve 28989 sayılı yönetmelik (bu yazıda kısaca işbirliği yönetmeliği olarak anılmıştır) özetle Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık tesisleri ile üniversitenin tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için birlikte kullanım ve işbirliği yapmasını tanımlıyor. Bu işbirliği için Bakanlık ve YÖK’ ün uygun görüşü alınarak, vali ve rektör arasında birlikte kullanım protokolü imzalanıyor. Böylece bakanlığa ait eğitim ve araştırma hastanesi ile üniversitenin sağlık uygulama ve araştırma merkezi (yani üniversite hastanesi) birlikte işletmeye açılıyor.

Bu yönetmelik, üniversitenin anayasa ile güvenceye alınmış olan akademik bağımsızlığı ve özerkliğine yönelik ciddi tehditler içeriyor. Bakanlıkça belirlenen hastane yöneticilerine lisans eğitimi de dahil olmak üzere tıp eğitimi ile ilgili birçok yetki veriyor.

Yönetmelik eğitim ve araştırma hastanesindeki eğitim görevlilerine ve başasistanlara mezuniyet sonrası eğitimin yanı sıra, gereksinim duyulması halinde lisans eğitiminde de görev verilebilmesini öngörüyor. Şimdiye kadar, bunun için belirli bir formasyon kazanmış olan üniversite öğretim üyelerinin yetki ve sorumluluğunda olan lisans eğitimi, bir yönetmelikle öğretim üyesi olmayan meslektaşlarımıza da açılıyor. Yani böyle bir deneyim ve donanıma sahip olmayan meslektaşlarımız bir gün kendilerini lisans düzeyinde eğitim vermek sorumluluğuyla karşı karşıya bulabilecekler.

Yönetmeliğe göre “sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğunda”. İdeal koşullarda, öğretim üyelerinin sağlık hizmeti sunumu, eğitim vermeye veya araştırma yapmaya yönelik, yani akademik niteliği olan bir etkinlik olmalıdır. Yani öğretim üyesi sağlık hizmeti verirken öğrencilerine eğitim de vermeli ve/veya araştırma da yapmalıdır. Performansa dayalı ücretlendirmenin muayene sürelerini 3-5 dakikaya indirdiği günümüz koşullarında, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumunun Bakanlıkça belirlenen hastane yöneticisinin insafına bırakılması, tıp eğitiminde ve bilimsel araştırmalarda onulmaz yaralar açacaktır.

Anabilim ve bilim dallarında doçent ve profesör yoksa eğitim görevlileri de eğitim hizmetleri sorumlusu olabiliyor. Eğitim hizmetleri sorumlusu, hem mezuniyet öncesi eğitimden hem de uzmanlık eğitiminden sorumlu. Anabilim dalında öğretim üyesi olmadığı durumda, mezuniyet öncesi eğitimin bile sorumluluğu eğitim görevlisine verilebiliyor.
Dekan eğitim hizmetleri sorumlusunun hazırladığı eğitim programını hastane yöneticisinin görüşünü de alarak onaylıyor. Böylece üniversiter bir etkinlik olan eğitim programının onayı hastane yöneticisinin görüşüne bağlı hale getiriliyor.

Birlikte kullanım tesisinde görevli öğretim üyelerinin izin, kongre ve benzeri özlük işlemleri hastane başhekiminin parafı alındıktan sonra dekan tarafından onaylanıyor. Yani, üniversite öğretim üyesi başhekimin izni olmadan kongreye bile gidemiyor; kendisini geliştirmesi ya da bilgi ve deneyimleri ile kongreye katılan meslektaşlarına katkıda bulunması başhekimin iznine de bağlanıyor.

Üniversite hastaneleri olağan kamu hizmet hastaneleri olmamalıdır. Birincil amaçları eğitim ve araştırma olmalıdır. Bu yönetmelik üniversite hastanelerini sıradan hizmet hastanelerine dönüştürmekte, üniversite etkinlikleri olan eğitim ve araştırmayı siyasi iradenin egemenliğine sokmaktadır.

Tıp eğitimi ciddi bir iştir. Kışkırtılmış sağlık talebine feda edilemez. Tıp fakülteleri ve uzmanlık eğitimi veren eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitimin öncelendiği anlayış ve düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler