Adaletsizlik ve Çöküntü

Tarih : 01 Nisan 2015

 

Dr. Burhanettin Kaya

ATO İnsan Hakları Komisyonuburhanettin kaya foto

 

Siyaset iktidarın elinde bir araca dönüşürken kavramların içini boşaltmayı bir strateji olarak benimser. Aslında strateji olumlu bir sözcüktür. Wikipedia uzun vadede önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için izlenen yol olarak tanımlıyor stratejiyi. Ama bu yolun erdem olarak, etik olarak niteliğini tanımlamıyor. Bu nedenle içtensizliği çarçabuk giyiniyor strateji. Bu izlenen yol akılcı olsa bile erdemli mi, etik mi, insancıl mı, dürüst mü, insan haklarına uygun mu, sorularına bir yanıt vermiyor. Yalan söylemeyi, kurguyu gerçeğe dönüştürmeyi, sömürüyü, şiddeti, ötekileştirmeyi, reddetmeyi, yok etmeyi, öldürmeyi, sindirmeyi, ya da
abartmayı, yüceltmeyi, kutsamayı, büyütmeyi, tahrik etmeyi, tahrip etmeyi, susturmayı, suskunlaştırmayı, sağır etmeyi ve daha bir sürü şeyi bir strateji olarak geliştirebiliyor, kullanabiliyor. Bunu yaparken en çok da sözcüklerle oynuyor. Duyguları, düşünceleri, anıları, beklentileri, umutları, gerçekleri, hakikatleri, doğruları, yanlışları kavramları, öyküleri, hayatları ve daha bir sürü şeyi anlatan sözcüklerle. Bir çocuğun dilindeki
masum ve meraklı, bir şairin dilindeki estetik ve duyarlı, bir öğretmenin dilindeki öğretici ve aydınlık, bir sanatçının sesindeki devingen ve coşkun sözcüklerle. Onlarla oynuyor, süslüyor, değiştiriyor, boyuyor, yabancılaştırıyor. Kendine, insana, hayata… Onurlu sözcükleri abartırken onursuzlaştırıyor. Yalanına ve zulmüne maske yaparken kirletiyor.

İşgalin adı insani müdahale ya da sonsuz adalet olur. Bu adalet tesis edilirken yüzbinlerce insan ölür. Ülkeler işgal edilir. Katliamın adı hayata dönüş operasyonu ya da Şefkat Operasyonudur. Onlarca insan vahşice öldürülür. Çözüm süreci bir çözümsüzlük ve karmaşadır. İçinde inkâr ve ilhakı barındırır. Korku yaratan, insanı tedirginleştiren belirsizliğin kaygısına, güvensizliğin korkusuna sevk eden ise huzur operasyonudur. İnsanlar sokağa çıkamaz ve dostlarıyla buluşamazlar. Ortaçağ karanlığını gerçeklik yapma stratejileri yenilikçilik ve reformdur. Kentleri rant alanlarına dönüştürüp pazarlayan, doğayı doğallığından koparıp kapitalistlerin yeni kar alanlarına çeviren girişimlerin adı ise kentsel dönüşümdür. Ormanlık alanlar yok edilir. Ekolojik denge bozulur. Ortak yaşam alanları kapitalist rantçıların gettoları olur. Kentlerin gerçek sahibi olan yurttaşların yaşam alanları ticari alanlara dönüştürülür. Tiyatroyu, müziği, plastik sanatları, her türlü sanatsal etkinliği yok eden, güdükleştiren, ortadan kaldıran, ya da tek bir köhnemiş ideolojinin siyaset aracına dönüştüren uygulamaların adı sanatta ve kültürde yeniden yapılanma olur. Ana sınıfına Türk musikisi dersleri koyarak, din eğitimini ilkokulun ilk yıllarına çekerek henüz bilişsel gelişimini tamamlayamamış ve soyutlama becerisi olmayan çocuk bireyleri içselleştirilmiş korkuyla büyütüp boyun eğici yapmanın, temel öğretimi 3 tane 4’e bölüp kız çocuklarını eve hapsetmenin adı, gençliği üniversite yarışında eritmenin ve eğitim rantçılarının yarış atına dönüştürmenin adı da eğitim reformudur. Sağlığı ticarileştirmenin, yaşamı ve ölümü kar etmenin bir aracına dönüştürmenin, kamusal sağlık sistemini yok edip özel sağlık sektörünün göbeğini büyütmenin, sağlık çalışanlarının emeğini ucuza sömürmenin ve onları sağlıkta yaşanan şiddetin hedefi yapma da hemen güzel bir ad bulur kendine. O da sağlıkta dönüşümdür.

İktidarın adaletten anladığı kendi yandaşlarına çalışan bir adalet, kalkınmadan anladığı kendi yandaşlarına sunulan bir kalkınmadır. Aslında bu tam tamına bir adaletsizlik ve çöküntüdür.

Sözcükleri bu esaretten kurtarmalıyız. Bu kirden. Görünenin altındaki gerçeği görüp özgürleştirmeliyiz sözcükleri. Kavramları. Onunla birlikte hayatı, umudu, inancı ve daha bir sürü şeyi.

Son söz Cem Karaca’dan… Bir an önce inmemiz lazım… “bindik bir alamete, gidiyoz gıyamete, amaniiin”

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler