Sıradan Faşizm ya da Arbeit Macht Frei!*

Tarih : 26 Ocak 2015

ebru basaDr. Ebru Basa

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri

Adettendir. Sağlık Bakanları yeni yılı hastanelerde karşılamayı ve yılın ilk yenidoğanı ile görüntülenmeyi severler. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da geleneği bozmadı ve “en az üç çocuk” telkinine/basıncına boyun eğdiği anlaşılan aile fertleri ve bebekle birlikte yalnızca kameralara poz vermekle kalmayıp bir de demeç verdi: “Kadının yegane kariyeri anneliktir.”
Bakan Müezzinoğlu aslında yılın ilk günlerinde bir hayli demeç verdi ve farklı nedenlerle basının karşısına çıktığı her durumda kariyer planlamasının kapsama alanını da genişletti; son demeci kamuda yabancı uyruklu hekimlerin nasıl istihdam edileceğine ilişkindi.
Bakanın açıklamalarını takiben bu kez Başbakan Ahmet Davutoğlu aile ve nüfusun korunmasına yönelik bir dizi yasal düzenleme, program ve proje açıkladı. Başbakanın açıklamalarından annelik kavramına tıpkı Bakan Müezzinoğlu gibi kutsal bir anlam atfetmekte olduğunu ama bununla birlikte annelik ile profesyonel meslek sahibi olmak arasında kategorik bir karşıtlık görmediğini de anlıyoruz.
Çocuk da yaparsınız kariyer de… Müsterih olun
Başbakan yeni düzenlemeden aileyi korumayı, kadın istihdamını güçlendirmeyi ve nüfusun yaşlanmamasını hedeflediklerini açıklamış. Ama biz önce aynı hükümetin Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünü kapattığını, kadının toplumsal rolünün kadın kimliğiyle ilişkilendirilerek tanımlanmasından kurumsal ve ideolojik olarak vazgeçildiğini ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulduğunu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın AKP hükümeti döneminde yüzde 1400 artan kadın cinayetleri konusunda haber yapanlara “Bizi dünya aleme rezil ediyorsunuz” cümlesini sarf ettiğini hatırlayalım.
Başbakanın açıklamasından bu hedefler arasında bir öncelikler sıralaması yapılmadığını ancak nüfus dinamizminin korunmasına ayrıca stratejik bir önem atfettiklerini ve nedenini öğreniyoruz: “Genç nüfusun en önemli değer üreten kaynak olarak korunması bizim için etik değil stratejik bir hedeftir. Zenginleşmeden yaşlanan toplumların bir müddet sonra çok büyük sosyal patlamalarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz.”
Zahiri unsurlar ayıklandığında açıklamanın gizli öznesinin yine ve her zamanki gibi Türkiye kapitalizmi olduğu, iddia edildiği gibi ailenin korunmasının kendinden menkul bir değer taşımadığı ve yapılan bütün düzenlemelerde gözetilenin esasen genç ve ucuz işgücü ihtiyacının şu ya da bu biçimde karşılanabilmesi olduğu açığa çıkıyor.
Hasılı bu gereksinimlerin karşılanabilmesi ve nüfusun yaşlanmaması için kadınlar çocuk da yapmalı kariyer de. Reklam cıngılı yapmaya benzemiyor beri yandan.
Tam da bu nedenle açıklamadaki ayrıntı zenginliğinden kariyerli anne planını hazırlayanların kimi operasyonel çözümlere samimiyetle kafa yorduğunu belirtebiliriz, buna mukabil biraz kurcalandığında müstakbel yasamızın son tahlilde kadının eksik istihdamını düzenleyen, çocuğun yetişmesinden yalnızca anneyi sorumlu kılan ve orta-uzun vadede patronları kadın işçi çalıştırmamaya özendirecek bir muhteviyata sahip olduğu da anlaşılıyor.
Örneğin, kadın analık izninin bitiminden sonra ilk çocuk için 2 ay, ikinci çocuk için 4 ay, üç ve üzeri çocuklar için 6 ay olmak üzere yarı zamanlı tam ücretli çalışabilecek ve aradaki farkı devlet karşılayacak. Oysa çocuk doğurdukça işte kalma süresi azalacak bir kadın işçinin yarı ücretle dahi olsa çalıştırılması kapitalizmin fıtratında yok zaten. Kalan sürede çalıştırılacak işçinin ise özel istihdam bürolarından temin edileceği söyleniyor.
Kamu kreşleri açmak akla gelmemiş, onun yerine özel kreşlere vergi muafiyeti tanınmış. Beri yandan çocuğun okul çağına gelene kadarki sorumluluğu da annede görülmüş ve kısmi süreli çalışma hakkı babaya tanınmamış.
Doğurdukça ödüllendirileceksiniz…İlk çeyrek bizden…
Almanya’da Kayzer II.Wilhelm zamanında kadının toplumsal rolü ve işlevi kinder-kirche-küche (çocuk-kilise-mutfak) üçgeninde tanımlanırken Nasyonal Sosyalist Parti Alman ordusunun ve sanayisinin ihtiyaçlarını ibadetten önemli gördüğü için olsa gerek “kinder und küche” ile yetinmeye karar kılmış.**

Öyle ki kadınlar yalnızca ev kadınlarına sunulan haklardan yararlanmak adına işlerinden ayrılmak zorunda kalmışlar. Kadınların tekrar istihdam edilmesi –“Almanya’nın Size İhtiyacı Var!”- savaşta giderek daha ağır kayıpların verilmesi üzerine gerçekleşmiş.
Sembolizm düşkünü hükümetimiz bazı düzenlemelerde doğrudan Nazi Propaganda Bakanlığından esinlenmiş gibi görünüyor; örneğin her ne kadar hangi madenden yapıldığını bilmesek de Propaganda Bakanı Goebbels’in 4 çocuktan fazla doğuran kadınları “Alman Anası Onur Haçı” madalyasıyla ödüllendirdiğini biliyoruz ve öğreniyoruz ki artık her bir anneye doğum yaptığı anda devletimizin bir hediyesi olarak ilk çocukta çeyrek altın takılacakmış.
Hitler 1933’te seçimle işbaşına geldikten sonra Nasyonal Sosyalist Parti yeni evlilere 9 aylık ücrete eşdeğer 1000 mark faizsiz kredi vermiş. Çiftler ilk çocukta bu kredinin 250 Markını, ikinci çocukta 500’ünü, dördüncüde tümünü ödemiş sayılmışlar. Bizde ödeme iş bittikten sonra; ikinci çocukta 400 TL, üçüncüde 600 TL diye gidiyor.
Yok mu arttıran?

*“Çalışmak özgürleştirir” Auschwitz ve Dachau toplama kamplarının girişinde yazan Nazi mottosu.
**Faşizmin toplum mühendisliğinde” yerel tonlar” önemli ama kilise değişmez unsur gibi. Faşist diktatör Antonio de Oliveira Salazar da 1932 yılından geçirdiği beyin kanaması nedeniyle yönetimi bıraktığı 1968 yılına kadar Portekiz’i üç F ile yönettiğini söylemişti: Fado, fatima(din), futbol.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler