ATO ne diyorsa, doğrulanıyor!

Tarih : 22 Aralık 2014

Çetin Atasoy

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

 

Biliyorsunuz, geride bıraktığımız Ağustos ve Eylül aylarında Ankara’da ishal patlak vermiş, Ankara Tabip Odası, diğer meslek ve emek örgütleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısıyla ishal salgınına kamuoyunun dikkatini çekmiş, Kızılırmak suyunun şebeke suyuna karıştırıldığını öne sürmüş ve yetkilileri önlem almaya çağırmıştı. Bundan üç gün sonra Büyükşehir Belediye Başkanı, o zamana dek halktan gizlediği gerçeği, yani Kızılırmak suyunu verdiğini, itiraf etmiş, ama ishal salgınını reddederek bizleri suçlamıştı. Bir süre sonra Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun ishal salgınını doğrulayan, sulardaki mikrobiyolojik ve kimyasal kirlenmeyi ortaya koyan yazısı basına sızmış, böylece ATO’nun haklılığı resmi olarak belgelenmişti.

Şimdi daha geriye gidelim. 28 Eylül 2013 tarihinde Ankara Tabip Odası’nın düzenlediği basın toplantısında Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nden kötü kokular yükseldiği ileri sürülmüş, kurumun düzenlediği ihalelerde ve banka promosyonu paralarının harcanmasında usulsüzlükler olduğu iddialarına yer verilmişti.

Geçen hafta içerisinde bu iddialar, bu defa başka dayanaklarla birlikte, tekrar gündeme geldi. Cumhuriyet gazetesinde yer alan çok sayıda haberde Sağlık Bakanlığı denetçilerinin Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nde yaptıkları incelemede milyonlarca dolar kamu zararına yol açan çok sayıda usulsüz işlem tespit ettiği ortaya kondu.

Hem bu gazete haberlerinde, hem de bize ulaşan resmi belgelerde çok çarpıcı tespitler var. Bunlardan biri 2008-2013 yıllarında değişik hastanelere “Cyberknife” cihazının alınmasıyla ilgili.

10.10.2008 ve 24.10.2008 tarihlerinde, Sağlık Bakanlığı bürokratlarının ağırlıkta olduğu bir grup bir toplantı yapıyor ve toplantı tutanağında, stereotaktik radyoterapi seçenekleri arasında “Cyberknife G4” cihazının ön plana çıktığı düşüncesinden hareketle, bu cihazın İstanbul ve Ankara’da birer hastaneye alınmasına karar veriyor. Bu alımları haber alan başka bir firma kendisinin de benzer özellikte bir cihazı teklif edebileceğini yetkililere anlatıyor ve açık ihale yapılmasını öneriyor. Açık ihale önerisine rağmen Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü cihazları Radontek adında bir firmadan doğrudan temin yöntemiyle, yani açık ihale yapmadan, satın alıyor. Manidar olan birinci konu açık ihaleye yanaşılmayıp milyonlarca dolarlık cihazların tek satış temsilcisinden doğrudan temin yoluyla tedarik edilmesi. Bununla yetinilmiyor, aynı firmanın beher cihaz için verdiği proforma fatura teklifi 4.200.00 dolar iken, her bir cihaz 6.000.000 dolara alınıyor. Üstelik ön mali kontrol sürecinde işlemin uygunsuz bulunmasına rağmen!

Ve aynı yöntemle aynı cihazdan 2010-2013 yılları arasında 5.150.000-5.500.000 dolar arasında değişen bedellerle üç tane daha alınıyor.

Denetim sürecinde oluşturulan uzman heyet, açık ihale yapılmasını talep eden firmanın önerdiği cihazın, alınan cihazın yapabildiği bütün işlemleri yapabildiğini belirtiyor. Yani, açık ihale de yapılabilirdi, denilmek isteniyor. Açık ihaleden kaçınılması, cihazların rayiç fiyatın ve proforma fatura fiyatının çok üzerinde bir bedelle satın alınması nedeniyle, milyonlarca dolar kamu zararı oluştuğu tespit ediliyor.

Kuşkusuz, yüksek teknolojiye sahip cihazlar, bunlara gereksinim duyulan hastanelerde, halkımızın hizmetine sunulacaktır. Ancak, gereksinimler gerçekçi olarak belirlenmeli, cihazlar düzgün ve doğru yöntemlerle temin edilmeli, cihazların maliyet-etkili ve verimli kullanılabileceği önceden tahmin edilebilmeli.
O halde soruyoruz:
1) Bu tür cihazlar alınırken gereksinim nasıl belirlenmekte, kurulacakları hastanelerin hangileri olacağına, bu hastanelerde cihazların ne sıklıkla kullanılacağına ilişkin araştırmalar nasıl ve kimler tarafından yapılmaktadır? Zira, meslektaşlarımızdan, alımların hastanelerin ilgili bölümlerinde çalışanların görüş ve önerilerine başvurulmadan, şartnamelerin düzenlenmesinde katkıları alınmadan gerçekleştirildiğini duymaktayız. Bu durum, söz edilen alımlarda resmi belgelere de yansımıştır.
2) Cihaz alımlarında rekabetin sağlanması, düşük maliyetle ve amaca en uygun alımların yapılabilmesi için açık ihale yöntemi önerilirken, niçin doğrudan temin yöntemine başvurulmaktadır?
3) Bu özellikli radyoterapi cihazları kuruldukları beş hastanede de yeterince etkili ve verimli kullanılmakta mıdır? Zira, hem bu cihazların bazı hastanelerde çok az sayıda hasta tedavisinde kullanıldığı, hem de bir çok hastanenin deposunda hiç kullanılmadan çürümeye terk edilmiş pek çok başka cihazın olduğu bilgisi gelmektedir.

Halkın parasının çarçur edilmesine de, iç edilmesine de izin vermeyeceğiz. Ne sağlık alanında, ne de her hangi bir başka alanda!

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler