Merhaba!

Tarih : 22 Mayıs 2014

Merhaba!

Dr. Çetin Atasoy

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Ankara Tabip Odası’nın 2014-2016 dönemi Yönetim Kurulu adına bütün Hekim Postası okurlarını, siz değerli meslektaşlarımı saygıyla selamlarım.

Geçtiğimiz nisan ayında, bir seçim sürecini daha başarı ile tamamladık ve Ankaralı hekimler Ankara Tabip Odası organlarını ve Büyük Kongre delegelerini seçtiler.

Seçim hazırlıklarında özveriyle çalışan bütün arkadaşlarıma, seçimlere katılarak hekim örgütlenmesine verdikleri önemi ve desteği somut olarak ortaya koyan bütün meslektaşlarıma çok teşekkür ederim.

Seçimler kuşkusuz demokratik katılımın olmazsa olmazı, ama tabip odalarının işlevlerini yerine getirebilmesi, üyelerinin odaların seçim sonrası çalışmalarına da etkili bir şekilde katılmasına bağlı.

Tabip odalarının teknik çalışmaları komisyonlar tarafından yürütülüyor. Ankara Tabip Odası’nda her biri kendi alanında çok değerli üretimleri bulunan 15 kadar komisyon var. Meslektaşlarımızın komisyon çalışmalarına katılmaları, bilgi ve deneyimleri ile odamızı zenginleştirecek, örgütümüze güç katacak, mesleki dayanışmamızı yüceltecektir.

Hekimler ve hekim örgütleri çok yoğun ve dinamik bir gündem ile karşı karşıya…

Sağlık çalışanlarına şiddet hız kesmeden sürüyor. 17 Nisan 2014 günü sevgili Ersin Arslan’ın öldürülüşünün ikinci yıldönümünde basın açıklamasına hazırlanırken, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir doktor arkadaşımıza saldırı olduğunu öğrendik ve basın açıklamasından sonra yönetim kurulu üyeleri olarak hem geçmiş olsun dilemek ve hukuki destek sağlamak için avukatımızla yanına gittik, hem de ilgili hastanenin başhekimi ile görüştük. ATO, bünyesindeki şiddet bildirim hattı ve şiddet mağduru sağlık çalışanlarına sağladığı hukuksal destek ile şiddetle mücadelede üzerine düşeni yapmaya çalışıyor ama biliyoruz ki sağlıkta şiddet çok boyutlu ve çok nedenli bir sorun. Bunun hem Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yol açtığı sağlıksız sağlık hizmeti üretme ortamıyla, hem de toplumun ve ülkenin içine hızla sürüklendiği otoriter ilişki kalıplarıyla bağlantılı olduğunun farkındayız.

Aile hekimlerine ve Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarına Mayıs ayından itibaren günlük ASM mesailerinin ardından acil servislerde, 112 istasyonlarında ve hatta olağan koşullarda ayaktan tedavi hizmeti veren semt polikliniklerinde dahi nöbet yazılmaya başlandı. Üstelik nöbetler, ASM mesaisinin bitiş saati olan 17.00’den önce 16.00’da başlıyor! Gece 00.00’a kadar devam ediyor. Bu, yasal altyapısı bir şekilde hazırlanmış olsa bile hukuksuz bir uygulama. ASM’ler ağırlıkla koruyucu sağlık hizmetleri verilmesi gereken birinci basamak merkezler, oysa hastaneler ikinci basamak kuruluşlar. Birbirinden misyon olarak farklı, doğal olarak çalışanlarının bilgi ve deneyimleri de farklı. Hekimi mi düşünürsün, hastaya mı yanarsın? Avrupa Mahkemesi hekimlerin günlük çalışma süresini 8 saat, zorunlu durumlarda 10 saat ile sınırlandırıyor, her 8 veya 10 saatin ardından da en az 11 saatlik dinlenme öngörüyor. Hem hekimi, hem hastasını düşündüğü için. Bizde hekim köle midir; çalıştırsınlar çalıştırabildikleri süreyle,  yuvarlasınlar o kurumdan bu kuruma?

Bu nöbet uygulamasına karşı çıkmak için 29 Nisan’da ve 3 Mayıs’ta alanlardaydık. Sesimiz duyulmamışsa, alanlara daha güçlü olarak tekrar çıkar mıyız?

Ucuz emek deyince şu “müjde”yi duyurmadan geçmeyeyim. Çalışma Bakanlığı’nda doktorların taşeron olarak çalıştırılabilmesinin alt yapısı hazırlanmaktaymış. (1) Eğer bu çalışma amacına ulaşıp da yasalaşırsa, artık sağlık hizmetleri taşerona verilemeyen “asıl iş” kapsamından çıkarılabilecek, kadrolu doktorların yerini taşeron sağlık emekçileri alabilecek. Böylelikle kadrosuz, güvencesiz çalışma yaşamında kocaman bir adım daha atılmış oluyor.

Sevgili meslektaşlarım, işte bütün bu okuduklarınız “siyaset”. Hekim örgütleri yıllarca “siyaset yapıyorlar” diye sistematik olarak eleştirildiler, hekim kitlesi ile arasına mesafe koyulmaya çalışıldı. Ama bakın, siyaset belirliyor her şeyimizi ve asıl siyaseti üretenler de başkaları. Bizler dedikleri gibi “siyaset” yapıyorsak, bunu salt direnmek, karşı koymak amacıyla yapıyoruz. Mesleğimizin yüce onuru için, üyelerimizin hukuku için, halkımızın sağlığı için.

Yer bitti ama yazacaklar bitmedi, henüz performans sistemine, ücretlerimizin durumuna, emekli hekimlerimizin sorunlarına, tıp fakültelerimizin ve eğitim sistemimizin sıkıntılarına giremedim bile.

Yani daha çok “siyaset” yapacağız, yapmak durumundayız. Bu onurlu uğraşı için sizleri de yanımıza bekleriz.

Kaynak:

1)     8 Nisan 2014 günlü Vatan Gazetesi haberi

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler