Ele güne karşı

Tarih : 27 Mart 2014

Ele güne karşı

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Ankara Tabip Odası’nda 2012-2014 dönemi tamamlanıyor. Yerel yönetim seçimlerinden 2 hafta sonra, 13 Nisan’da Ankaralı hekimler bir kez daha sandık başına gidecek ve önümüzdeki iki yıl için oy kullanacaklar.

Göreve başladığımız günlerde hekime yönelik şiddet Ersin’i aramızdan almıştı. Dönemimizin sonuna geldiğimiz şu günlerde 15 yaşındaki çocuklarımızı toprağa veriyoruz.

Türkiye darbe dönemlerini aratmayacak bir yönetimi “yaşıyor”.

Anayasa, yasalar askıya alınmış; demokratik kurallar, gelenekler hiçe sayılıyor.

Yasal mı yasa dışı mı elde edildiği belli olmayan telefon görüşme kayıtları ülkenin nasıl yönetildiğini –zaten bildiğimiz, çoğumuzun en azından tahmin ettiği, “böyledir” dediği tarzın, yöntemin gerçek olduğunu- ele güne göstermiş oldu.

Siyasal iktidarın ülkenin değil kendi geleceğini öncelediğini herkes görüyor. “Ülkenin -eksiğiyle, kusuruyla- nesi varsa tahrip edilebilir. Yeter ki kişisel çıkarlarımıza halel gelmesin.” Telefon kayıtları bu yönetimin ahlaki ve hukuki olmayan tarzını afişe ediyor.

Herkesin her şeyi gördüğü bu ortamda hala yapılan “mağdur edebiyatı” inandırıcı bulunmuyor, önceki yıllardaki etkisini göstermiyor.

Haziran isyanı ülkede ne var ne yok her şeyi  kontrolü altında tutmak isteyen, kendi uygun gördüğü yaşam biçimini topluma dayatan siyasal iktidara halkın meşru uyarısıydı. Bu uyarının Başbakan tarafından ciddiye alınmadığını takınılan tavırdan, söylemden, eylemlere katılanlara karşı açılan davalardan, yönetim tarzının değişmemesinden anlıyoruz. Hükümet, iktidarını bu yolla korumayı tercih etmiş görünüyor.

Bu tercih çerçevesinde atılan adımlardan birisi de hiç kuşkusuz odamıza karşı açılan davadır. Sağlık Bakanlığı, Gezi sürecinde yüzlerce binlerce yaralının olduğu alanlarda “revir kurmak ve işletmek”le yani hasta bakmakla “suçlayarak” mahkemeden ATO yönetiminin ve onur kurulunun görevden alınmasını istemiş bulunuyor.

Vicdanımızın, diplomamızın ve yasanın tarafımıza yüklediği görevi yaptığımız için görevden alınmamız isteniyor. Toplumun gözünde değersizleştirilmemiz isteniyor. Sanki yasa dışı iş yapmış kimse, “kötü kişi” olarak tanınmamız isteniyor.

Oysa bizi de, iktidarı da, Sağlık Bakanı’nı da herkes tanıyor, biliyor. Sokaklar gaz odasına döndürülüyor, insanlar kafalarından vuruluyor ve bizim bunu seyretmemiz isteniyor. Bu mümkün mü? Elbette hekimliğin, insanlığın gereğini yaptık; yaparız. Belki çok sonraları bir gün Sağlık Bakanı bu günleri hatırlayıp her şeyden öte “ne kadar ayıp bir şey yaptığını” hatırlar; kim bilir?

Ankara Tabip Odası seçili kurulları, komisyonlarda emek veren öğrencisinden emeklisine her yaştan ve çevreden hekim iki yıl boyunca halkın sağlığını, mesleği, hekimliği önceleyen, kurumun saygınlığını gözeten, sağlığın bir meta değil bir hak olduğunu söyleyen, ülkemizde yaşayan her bireyin eşit, nitelikli, parasız sağlık hizmetine erişebilmesini hedefleyen  bir çalışmayı yürüttü. Her şey bütün toplumun gözü önünde cereyan etti.

Hekimler işte bu tablo içinde seçime gidiyor. Kendini her şartta tek kudret sahibi olarak gören iktidara hekimlerin söyleyecek sözü olmalı.

Ankara Tabip Odası yönetimini iktidarlar değil hekimler belirler.

13 Nisan günü hep birlikte Ankara Tıp Morfoloji’de sandık başında olalım.

Ele güne karşı!..

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler