Hocalara düşen…

Tarih : 19 Kasım 2013

Hocalara düşen…

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Metropol Sineması yeni açılmıştı. Fakülteden birkaç arkadaş Funny People adlı bir filme gitmiştik. Aslında film bir kamera şakaları derlemesiydi. İnsanların düştüğü komik durumlara hep birlikte gülüyorduk. Oyunlardan birinde şakacı, kurbandan ambalaj kağıdıyla dev bir balonu sarmalamasını istiyor ve paketlenmiş balon başına para ödeneceğini söylüyordu. O küçük ambalaj kağıdıyla koca balonu kaplayabilmek çok zordu ama kurban çoğu zaman paketlemeyi başarıyor ve parasını alıyordu. Sonra şaka ekibinden birisi paketlenmiş balonu güya damgalamak isterken sert bir darbeyle patlatıveriyor, kurban bu durumu anlamlandıramıyor, bizler de onun şaşkın yüz ifadesine katıla katıla gülüyorduk. Yalnız kurbanlardan birinin çok öfkelendiğini ve damgacıya saldırdığını hatırlıyorum. Anlaşılan yaptığı işi “lüzumundan fazla” sahiplenmişti. Öyle ya! Halihazırda parasını almış durumdaydı!

Önceki hafta “O Ses Türkiye” yarışmasına bir tenor katıldı. Yarışmadaki dört jüri üyesi yarışmacıya sırtları dönük oturuyor ve ancak sesi beğenirlerse yüzlerini ona çeviriyorlar. Bu sesi dört sanatçı da beğendi ve döndü. Genç adamı ben de hayranlıkla izlemiştim. Gerçekten etkileyici bir performanstı. Parça bitti ve biz yetenekli, iyi eğitildiği besbelli olan bu gencin konservatuvar mezunu olduğunu öğrendik; bir de şu anda Zonguldak’ta babasının lokantasında çorbacılık yaptığını!

Geçtiğimiz günlerde derste öğrencilerimden biri, onların iyi yetişmesinin beni mutlu edip etmediğini sorunca bu iki yaşantıyı hatırladım. Biri çok eskilerden diğeri çok taze iki anı.

Bir “üniversite hocası” bugün yaptığı işten, -eğer öyleyse bile- talebelerini “iyi” yetiştirmekten mutlu olabilir mi?

Lise mezunu bir genç bin emekle hekime dönüşüyor. Sonra bu genç meslektaşlarımız hekimin olmayan işleri yapmaya zorlanıyor, günde 100 hasta baktırılıyor, performans baskısıyla çalıştırılıyor, onlara öğretmediğimiz gibi bir “hekimlik” yaptırılıyor, mesleklerine yabancılaştırılıyorlar. Kontenjanlar hızla artırılıyor. Çok yakında işsiz hekimler ordusu pişirecek çorbaları!

Ve biz “hocalar” bu manzaraya gözlerimizi kapatmış, sessizce duruyoruz.

Yaptığımız işin YÖK’ün, Sağlık Bakanlığı’nın, hükümetin gözünde değeri yok. Onların kendi hesapları var. Fakat ya biz? Biz yaptığımız işe saygı duyuyor muyuz? Verdiğimiz emeğin karşılığında bir ücret almak bize yetiyor mu? Bugün Türkiye’de mesleğini yapamayan belki yüz binlerce üniversite mezunu var. Onların hocalarının sesini duymadık bugüne dek. Peki biz de mi susacağız? Yoksa soracak mıyız? “Bu çocukları ben yetiştirdim. Ben öğrencilerimi hekim olarak yetiştirdim. Senden onlara hekimlik yapabilecekleri bir ortam sağlamanı istiyorum” diyebilecek miyiz? Hesapsız kontenjan artışlarına karşı tepkimiz olacak mı?

Kendimize ve emeğimize -yitirdiğimiz- saygıyı geri kazanmak için, gözümüz gibi bakıp yetiştirdiğimiz öğrencilerimiz için…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

1 Yorum - "Hocalara düşen…"

Bildir
avatar
M.İlknur Kılar
Ziyaretçi

çok güzel bir yazı hüseyincim.ellerine ,yüreğine sağlık…..

wpDiscuz

Arşivler