Çocuklardan Sağlığın Bakanına

Tarih : 19 Kasım 2013

 

Çocuklardan Sağlığın Bakanına

Dr. Hande Arpat

 

 

Biz binlerce çocuktuk memleketin dört bir yanında;

emekçi evlerinde, hastanelerde, hapishanelerde, tarlalarda,

yurtlarda yaşamaya çalışan.

 

Devlet büyükleri varmış bir yerlerde, çoğu bizi unutmuş olan.

Duyduk ki Ocak’ta değişmiş bunlardan biri; bize en çok lazım olan,

ninelerimizin tanrılarından en çok dilendiği,

Sağlığın başına yeni bir Devlet büyüğü gelmiş, sevindik biz ufaklıklar.

 

Çok geçmedi, aylardan Mayıs oluverdi.

Pozantı’da bize tecavüz etmişlerdi ya, hatırlarsınız.

Hani sonra bir gazeteci abla vardı bizi haber yapan; hapse atılmıştı bizim gibi, “devletin mahremini bozmaktan”.

“DEVLETİN MAHREMİ” diye düşündük aramızda,

herhalde çok ayıp bir şey, o kadar ayıp bir şey ki, bize bir bir tecavüz edilmesinden bile kötü onu bozmak.

İşte daha Pozantı’da tecavüze uğrayışımız tazeyken, hala yaralarını taşırken bedenimizde ve ruhumuzda, bizi bu ilkbaharda da Şakran ve Sincan’da taciz ettiler, dövdüler, işkence ettiler.

Yeni Sağlık Bakanı umursamadı biz küçüklerin ruh ve beden sağlığını,

“Belki duymamıştır Abla” dedi aramızda en küçüğümüz, başını okşadık…

 

Derken duyduk ki yeni Bakan 3.5 yaşındaki bir çocukcağızı ameliyat masasında bırakarak iftarını açmaya giden bir “doktoru” Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı olarak atamış.

“Acaba bir şey olmuş mudur, 20 dakika daha fazla anestezi almış çocukcağız?” diyen en küçüğümüze cevap veremedik yine, başını okşadık…

 

Güneydoğu illerinin kırsalında oyuncaklarımız demirden, çelikten bizim; yok ki başka oyuncağımız…

Ceylan hani, akranımız, nereden bilsin “oyuncağının” onun yumuşacık bedenini bin parçaya ayırabileceğini ki?

İşte yeni Bakanın görevi esnasında Ceylan’ın davasında takipsizlik kararı çıktı da, yeni Bakan ne ölüveren Ceylan’ı, ne Türkiye’nin de imzaladığı ve ülkedeki kara mayınları ve patlayıcıların 2014’e dek temizleneceği sözünün verildiği Ottawa Anlaşması’na uyulup uyulmadığını sordu. Sustu Bakan.

Derken geçtiğimiz günlerde bir kez daha öldük biz; Şemdinli’deydik, 8 yaşındaydık, “oyuncağımız” patladı, biz paramparça olduk yine. Bakan sustu.

 

Biz yeni Bakan’ın döneminde çok kızamık olduk.

Bir şair varmış eskiden, çocuk doktoruymuş, bir ağıt yakmış kızamığa çünkü 23 çocuk ölmüş o vakit kızamıktan, çok üzülmüş o şair/hekim ağıta ağlamış.

Biz ölebilirdik, sustu yeni Bakan. Türk Tabipleri Birliğindeki doktor ablalarımızı abilerimizi yalanladı, onları da susturmak istedi üstüne; ama biz hala kızamıktık.

 

Tetanos aşılarımız yapılamadı bizim yeni Bakanın görev süresinde. Kimimize de yanlış yapıldı. Düzgün taşımamışlar, umursamamışlar bizi; yokmuşuz biz Bakanın aklında ve yüreğinde çünkü.

Bize bir ablamız Nusret Fişek’i anlatmıştı; öyle biri sanmıştık yeni Bakanı da, hiç değilmiş meğer…

 

Bayram günü Kuduz aşısını da olamadı akranlarımız, “Aşı yok,” dediler, “ihaleyi alan şirket aşıları teslim etmemiş Hıfzıssıhha’ya” dediler. Biz anlamadık bu işten bir şey, ihaleler mi belirleyecekmiş bizim sağlığımızı?

“Ya kudursak ne olacak, Bakan mı bakacak bize?” diye sordu en küçüğümüz; gülümsedik…

 

Başta söyledik;

biz bu ülkede tarlalardayız, mevsimlik tarım işçisi ailemiz nereye göçerse oraya gider, o ürünü toplarız.

Organize sanayideyiz biz, incecik ellerimiz kollarımız 1800’lerin İngilteresinden beri çok seviliyor ince işlerde.

Biz emekleri sömürülen küçükleriz, çok tehlikeli işlerde patronların insafına terk edilen çocuklarız biz.

Yeni Bakan görevindeyken 13 yaşındaydık, fabrikada pres makinesine sıkışıp can verdik, canımızın bedeline 30 bin TL kesildi, 24 ay taksite de bölündü, Sağlığın Bakanı çocuk emek sömürüsü ve çocuk iş cinayetine sessiz kaldı.

Yo, sessiz de kalmadı!

Ayakkabısını boyamaya yeltenen 10 yaşındaki akranımıza 10 TL verip dedi ki;

“GİT KENDİNE SANDIK AL!”

 

Sağlığın yeni Bakanı zamanında biz “devletin mahremi” olduk tecavüze uğradık, işkence gördük, oyun oynarken bin parçaya parçalandık, kızamık olduk, tetanos ve kuduz olayazdık,

Öldük biz, öldürüldük.

Tüm bunlara sessiz kalan yeni Bakan bize bir kez seslendi,

onda da “GİT KENDİNE SANDIK AL!” dedi.

Biz de sustuk bunun üzerine artık;

neyse ki iyi yürekli ablalarımız ve abilerimiz var;

aşısızlığımızın, hastalığımızın, tecavüzümüzün, ölümümüzün hesabını soran…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler