Olağan Şüpheliler

Tarih : 16 Eylül 2013

Olağan Şüpheliler

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Michael Curtiz’in 1942 tarihli sinema klasiği Casablanca’da Rick Binbaşı Strasser’i öldürür; öyle gereklidir. Cinayetin tanığı olan Yüzbaşı Renault Rick’i ele vermez ve emrindeki personele şöyle seslenir: “Binbaşı öldürüldü. Olağan şüphelileri toparlayın.”

Yine bir kült film olan “Olağan Şüpheliler”in adını bu replikten aldığı bilinir. Hatta filmin hikayesinin bu addan doğup yazıldığı da söylenir. Olağan şüpheliler filminin afişinde görünen beş şüphelinin yüz ifadeleri enteresandır. Yüzlerinde ne şaşkınlık vardır ve ne de korku. Bu gözaltı onlar için olağandır. Hani neredeyse gözaltına alınmasalar şaşıracaklardır.

Kriminal tarih kadar dünya siyasi tarihi belki her türlü tahmini aşacak sayıda olağan şüpheli ile dolu. Bu arkadaşların ortak özellikleri iktidara, kudret sahibine, hükmediciye muhalif olmalarıdır. Malumaliniz iktidarlar muhalefetten pek hazzetmezler. O nedenle ortada gerçekleşmiş bir “suç” varsa o suçla eşlenebilecek bir grup her zaman vardır. Tabii kudret sahibi önce neyin “suç” olduğunu tarif eder. Böylece önce suç yaratılmış olur ardından da toplanması istenen olağan şüpheliler toparlanır. Sonra bir gün bir Gezi tutuklusu hakime sorar: “Buraya bir sürü örgüt ismi yazmışsınız ama beni hangi örgüte üyelikle suçladığınızı belirtmemişsiniz. Biz mi beğeniyoruz yoksa siz mi seçiyorsunuz?!”

Ne yazık ki tarihimiz “olağan şüphelilerin toparlandığını”, zindanlarda çürütüldüğünü, işkencelerden geçirildiğini, öldürüldüğünü, kaybedildiğini yazıyor. Ve ne yazık! 12 Eylül cehenneminin üzerinden asır geçmiş ve bugün hala hapishaneler ağzına kadar dolu ve hala sokaklarda mızıka çalan yeşil fularlı çocuklar vuruluyor polis fişekleriyle! Ve biz her gün yas tutuyoruz.

***

Sağlıkta dönüşümün olağan şüphelileri hekimler, sağlık çalışanları. Sistemin neresini tutsanız elinizde kalıyor ama her türlü aksaklıkta fatura hekimlere kesiliyor. Bakanlık şimdi yeni bir “suç” yaratıyor: “Hastana hoş geldin demedin”!

Biliyorsunuz Bakanlık “doksan gün” adında bir çalışma başlatmış bulunuyor. Uygulamanın detayına bakınca sağlıkta işlerin düze çıkmış ve sadece son rötuşların kalmış olduğunu anlıyoruz. Şöyle ki; doksan gün boyunca Bakanlığa bağlı hastanelerde “gizli müşteriler” görev yapacak. Bu “müşteriler” doktorların hastaya “hoş geldin, geçmiş olsun” deyip demediğini kontrol edecek. Ona göre de hastane puan alacak. Düşük puanın elbette bir karşılığı olacak. Ayıp tabii! Hem de çok ayıp! Doktor canı burnunda kan ter içinde hastanın derdini anlamaya çalışacak. Ama meğer o hasta değil para karşılığı rol yapan birisiymiş. Üstelik hasta olsa ne değişir? Hekim senin hastalığınla cebelleşirken sen onun “geçmiş olsun” demediğini rapor edeceksin. Hekimlere çok güvendiğini her fırsatta söyleyen, sağlık personelinin fedakarlıklarını anlata anlata bitiremeyen Sağlık Bakanı’nın bu uygulamadan haberi yok mu?

Bir de tuvaletler ortak olacak. Hasta ve personel aynı mekanı kullanacaklar. Dilerim TBMM ve bakanlıklar dahil bütün devlet kuruluşlarına örnek olur bu uygulama. Yine de sağlık hizmetinden memnuniyeti artırmak adına daha iyisi yapılabilir belki. Tuvaletler daha bakımlı, süslü olabilir, ne bileyim oturacak yerleri, musluklar altın kaplama filan olabilir. Mesela dantel örtülü rokoko tarzı bir raf düşünülebilir her kabinde; hasta, üzerinde 165.sıra yazılı muayene biletini, dört hastane gezip biriktirdiği emar sidilerini bu rafa koyabilir. Pisuvarlarda negatoskop düşünülebilir vakit kaybını önlemek bakımından.

3-5 dakikalık muayenelerle iyileşemeyen hasta hastane hastane doktor doktor gezecek, avuç dolusu katkı payı ödeyecek. Ama doktorla aynı tuvaleti kullanırsa ve hoş geldin sözünü duyarsa memnuniyet tam olacak. Ala! Tek sorun kalıyor geriye: Tuvalette karşılaştıklarında doktor hastaya ne diyecek?

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler