Gezi Parkı

Tarih : 11 Temmuz 2013

Gezi Parkı

Dr. Haluk Alagöl

ATO Yönetim Kurulu Üyesi

Geçen hafta Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin mezuniyet törenine Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi olarak katıldım ve ilk üç dereceye giren yeni mezun genç doktorlara odamızın amblemi olan Hitit Güneşi Kursu ve kitap armağan ettim. Birinci olan genç doktor hanım harika bir konuşma yaptı. Gaziantep’te öldürülen Dr. Ersin Arslan’dan başlayarak, her geçen gün hekime yönelik şiddetin nasıl arttığını ve hekimlerin nasıl değersizleştirildiğini tek tek anlattı. Sağlıkta performans sisteminin oluşturduğu ve oluşturacağı sakıncaları vurguladı. Gazi Üniversitesi Rektörü’nün önünde son iki yıldaki stajlarda nasıl horlandıklarını ve eğitim sisteminin çarpıklıklarını dile getirdi. Kürsüdeki genç doktorlar, aileleri ve bir kısım öğretim görevlileri de onu uzun uzun alkışladı. Ben hediyelerini vermek için kürsüye çıktığımda bu genç doktor kızımızı ve onun şahsında genç hekimleri kutladım. Konuşmayı çok kısa tuttum ve orda şunu vurguladım, “Sevgili öğretim görevlileri ve misafirler, bu genç doktorun konuşmasını ben yapsa idim,  sizler, ‘tabip odası gene siyaset yapıyor’ derdiniz.

Bu anekdotu niye yazdım? Türkiye’de sağlık sistemini değiştiren onlar. Sistemin çarpıklıkları ortaya çıktıkça, bunları ortaya koyup, eleştirmek kimin hakkı? Bunu elbette ki biz söyleyeceğiz. Bu sistemi kuran siyasiler olduğu için, buna karşı çıkmanın siyasi bir tavır olduğunu düşünüyorlar. Nitekim Gezi Parkı ve devamı Ankara’daki olaylarda, meslek yeminine bağlı duyarlı hekimler ve diğer sağlık çalışanları bir araya gelip revirler kurup, yaralananlara tıbbi hizmet verdiler. Odamız da, Anayasa’nın 135 inci maddesi ile 6023 Sayılı Yasa hükümlerinin verdiği hak ve sorumluluk kapsamında, yurttaşların acil sağlık hizmeti talebine yanıt vermeye, acil tıbbi yardım sunmaya, bu yolda gerekli koordinasyonu sağlamaya gayret etti. İyi hizmet verdiğimizi de Başbakan Türk Tabipleri Birliği’ne saldırınca anladık.

Bizlerden, revirlerde görev yapan hekimlerin ve nasıl iştir ki tedavi olan vatandaşların isim listelerini istediler ve gerekli cevabı aldılar. Sayın Başbakan mitinglerde yalanlarına hala devam ediyor. Aksi ispatlandığı halde, saldırılan başörtülü hanımdan, camilerde içki ve seks yapıldığından bahsedip tehlikeli işler yapmaya devam ediyor.

Hatırlarsanız, Başbakan içki ile ilgili yasaların iki ayyaş tarafından hazırlandığını söyledi. Şimdilerde ise mitinglerde özellikle üstüne vura vura “Evinize üzerinde herhangi bir sembol olmayan Türk Bayrağı asın. Ama üç hilali de asarız derseniz, o da Osmanlınındır, onunla da gurur duyarız” diyor. Dikkat ederseniz son bir aydır çıkan olaylarda, insanların çoğunun elinde, ortasında Atatürk’ün kalpaklı resmi olan Türk Bayrağı var. “Sakın ola ki içinde Atatürk  sembolü olan Türk Bayraklarını asmayın” demek istiyor sanki. Çünkü o, kendisine oy atmayan ve kendisi gibi düşünmeyen insanları yurttaş olarak görmeyecek kadar öfkeli. Kendisinin söylediği gibi, sokaktaki insanların davranış ve taleplerini, Anayasal hak olarak görmüyor ama tahammül ettiğini söylüyor. Tahammülünün son sınırına gelir ise ne yapacak peki? Tehlikeyi görebiliyor musunuz?

Sevgili okurlar, sizlere şu sözü verebilirim. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları, halkla beraber ve onların yanında mücadeleyi sürdürmeye devam ediyor. Bizi kimse yıldıramaz.

Not: Atatürk Orman Çiftliği’ni de herkesin gözü önünde talan ettiler. Sizlere bunu anımsatırım.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler