Hayır! Dur! Yapma!

Tarih : 17 Mayıs 2013

 

evet önümüz bahardır biliyorum
leylaklar açacak biliyorum
kiraz da çıkacak yakında
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum
sevgilim güzelim bir tanem biliyorum da
şimdilik bağışla

Turgut Uyar

 

Hayır! Dur! Yapma!

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

Kelimenin tam anlamıyla bir şok! Ülkemizde barış ve kardeşlik umutları yeşermekteyken Reyhanlı’daki korkunç saldırı! Sanki iyi şeyler, güzel hayaller haram bize! Ne kiraz ne leylaklar ne dallardan fışkıran bahar!

Biraz sağduyu sahibi hiç kimse için beklenmedik de değil gerçi. Suriye sınırını aşıp köylerimize düşen bombalar, düşürülen Türk savaş uçağı, Akçakale saldırıları, İsrail’in Suriye’ye saldırısı, Suriyeli muhaliflerin Antakya’ya yerleşmeleri, yaralıların burada tedavi edilip iç savaşa geri dönmeleri, Suriye’den neredeyse her gün gelen yeni bir katliam haberi, yığınla askeri, diplomatik, siyasi senaryo, yeniden çizilen haritalar, hayatta kalmaya çalışan bir Suriye rejimi ve oraya müdahil olma, o rejimi değiştirme hevesindeki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti; ve Reyhanlı!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Kimse gücümüzü test etmeye kalkmasın” diyor ama görünen o ki NATO, ABD, İsrail, Fransa, Almanya, İngiltere geriye çekilmiş iken hepsinden kahraman Türk hükümeti, Suriye hükümetinin gücünü iki yılı aşkın bir süredir test edip duruyor. Tunus’tan başlamış olan ve domino etkisiyle doğuya doğru ilerleyen Batı bloku destekli Arap Baharı Şam’da takılmış görünüyor. Şam’ın düşmesinin ardından gelecek adımı Batıdakiler kadar Suriye hükümetini destekleyen Rusya, Çin ve İran da biliyor elbette.

Bütün bu devlet isimlerini bir arada, bir savaşın çevresinde anmak dahi tüyler ürpertici iken burada çıkacak devletlerarası bir çatışmanın hangi boyutlara ulaşacağını, neye mal olacağını, nasıl sonuçlanacağını önceden kestirebilmek mümkün değilse de büyük felaketlere yol açabileceğini söylemek de kehanet değil. Üstelik bölgede bu çatışmaları Türkiye’nin ve Suriye’nin kontrolü dışında ve hatta onlara rağmen tetikleyebilecek o kadar çok unsur var ki!

Şüphesiz devlet yetkilileri bütün bu ihtimalleri biliyordur. Yine de; Başbakan’ın ve Bakanlar Kurulu’nun, felaketlerin hep başkalarının başına geleceği, bizim için kötü ihtimallerin gerçekleşmeyeceği gibi bir fikri/inancı olabilir. Böyle bir düşünce örüntüsü insan doğasında vardır. Doğaldır doğal olmasına lakin gerçek bu değildir.

Bugün hepimizin öncelikli görevi, mümkün olan bütün yolları kullanarak hükümete felaketlerden azade olmadığımızı anlatmak ve onları –insani ve ahlaki bütün diğer gerekçelerle değilse bile sırf bu gerekçeyle- yayılmacı heveslerden vazgeçirmeye çalışmak olsa gerektir.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler