Günde kaç hasta?

Tarih : 17 Mayıs 2013

Dr. Özen Aşut

Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener, Hekim Postası’nın Mart 2013 sayısında hekimlerin günde 230’a varan sayılarda hasta baktığından söz ederek bu durumu sorguluyor. Konuya ilişkin sorular soruyor. Can alıcı, düşündürücü ama kesinlikle yanıt verilmesi gereken sorular… Ben de 40 yılı aşkın meslek yaşamıma dayalı olarak bu sorulara yanıt aradım. Bu yazıda, sorulardan sonra benim yanıtlarımı bulacaksınız.

“Çok hızlı hasta bakmak bize fakültede öğretilmediğine göre, biz bu beceriyi ne zaman, nerede kazandık?”

Gerçekten de bize hızlı hasta bakmak öğretilmedi. Tam tersi öğretildi. Benim öğrenciliğimde, asistanlığımda, saatler süren zor vizitler ve hasta başında uzun tartışmalar olurdu. Eğiticilerimiz, yorucu günlerin akşamlarında uzun uzun aldığımız öykülerle hazırladığımız sunumları beğenmez, daha öğreneceğimiz çok şey olduğunu söyleyerek bizi utandırırlar ama bir yandan da daha iyisini yapmak için uyarmış olurlardı. Bunu bildiğimiz halde, gene de çok üzülürdük doğrusu… Yani o dönemlerde, hastaya az süre ayırmak değil, çok zaman ve emek vererek hasta için en iyisini yapmaktı geçerli davranış biçimi.

Sonuç ve sorunun yanıtı: Bize hızlı hasta bakmak öğretilmedi. Dolayısıyla biz bu beceriyi okulda kazanmadık. Bu durum bize neoliberal sağlık politikalarının dayattığı bir sonuçtur. Koşullar gereği, herkes kendisine uygun bir biçimde zamanla yarışıyor. Önce o denli özenle bize öğretilen “öykü almak”tan vazgeçiliyor. Sonra sıra muayeneye geliyor. Başlangıçta fizik incelemede yalnızca sorunlu sistem ya da organa odaklanılırken, sonraları muayene tümüyle kalkıyor. Öyle ki, hastalar muayene yapan bir hekime rastlarlarsa, ne denli şanslı olduklarını söylemeye başlıyorlar: “Muayene eden hekim!” Sanki aksi olabilirmiş gibi. Ama oluyor işte…

Soyunup giyinmeye yetmeyecek sürede nasıl hasta bakabiliyoruz?

Ne yazık ki bakamıyoruz. O kadar sürede hastaya odaklanıp sorununa çözüm bulma olanağı yoktur.

40, 50, 60, 80, 100, 150, 200, 230! Bir hekim bir günde kaç hasta bakabilir?

Birinci basamak hekiminin bir günde bakacağı hasta sayısı 50’yi geçmemelidir. Bu sayı diğer uzmanlıklar için daha düşük olmalıdır.

Hasta sayısı arttıkça mı biz hızlanıyoruz yoksa biz hızlandıkça mı kapıda bekleyen hasta sayısı artıyor?

İkisi de doğru ve iç içe… Hızlandıkça nitelik düşüyor ve hasta daha çok kez hekime başvuruyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, TTB’nin yirmi dakika önerileri var. Bizim kişisel limitimiz nedir?

Böyle bir sayı var mıdır? Olmalı mıdır? Kendi kendimize “Ben bir günde bu kadar hasta bakamam” dediğimiz sayı kaçtır?

Hasta sayısı yerine, yeterli zaman ayırma kavramı daha anlamlı. Dolayısıyla sayı yerine, yeterli/gerekli süre üzerinde durulmalı. Çünkü süre hastaya göre değişebilir. Ancak ortalamayı en az 15 dakika kabul edersek, 8 saatlik bir iş gününde, bir saatlik yemek süresi çıkarıldığında, 7 saatte 28 hasta bakılabileceği ortaya çıkmaktadır.

Mesleği, hekimlik pratiğini bizden, sadece bizden öğrenecek olan asistanımızı karşımıza alıp ‘Bir günde daha fazla hastaya bakılamaz’ dediğimiz sayı kaçtır?

Açık ve net olarak, günde 50’nin üzerinde hasta, hiçbir hekim tarafından kabul edilmemelidir, diyorum.

Sorumluluğumuz altında bakılan yüz hasta “tamam” mıdır?

………….

Hastamıza “yeterli süre” ayırmamızın önündeki engel nedir?

“Sağlıkta dönüşümün mimarları”nın sorumluluğu bizim kişisel sorumluluğumuzu ortadan kaldırır mı? Bu eğer bir sorun ise, çözümü olmayan bir sorun mudur?

Bu sorun ancak örgütsel bütünlük içinde çözüme ulaştırılabilir. Ancak her hekimin hastasına yeterli zaman ayırma hakkı vardır; bu bir haktır ve iyi hekimlik yapma sorumluluğunun bir gereğidir. Sağlıkta dönüşümün sorumluluğu kadar, her dönemdeki kapitalist sistem bozukluğunun payını da unutmamak gerekir. Daha önce de hemen her dönemde yaşanmış olan bir sorundur. Onun için bu soruların yanıtları önemli. Eğer hep birlikte bu sorulara bilimsel verilerin ışığında yanıt arıyorsak, kararlıysak, sorun çözümlenme yolundadır.

Evet, çözüm bellidir. Yanlışa boyun eğmemek, iyi hekimlik ve halkın sağlığı için doğru olanı yapmak. Yani her hastaya yeterli zaman ayırmak, buna yönelik gerekli adımları atmak, birinci basamaktan başlayarak optimal sayıda hasta kabul etmek için gerekli örgütlenmeyi sağlamak. Adım atabilmek için kuşkusuz meslek örgütüne ve sendikalara görev düşmektedir. Bu iş örgütlü ve kararlı bir çalışma gerektirir. Pek çok konuda başarılmış olanlar, bu yaşamsal konuda da başarı sağlanabileceğinin göstergesidir. Örgütsel bütünlük içinde, tüm hekimler hastalara gerekli özeni göstermek anlamında olan yeterli zamanı ayırmak için kendilerine düşen sorumluluğu yerine getirmek üzere harekete geçmelidir. Günümüzde en büyük eylemlilik böyle bir kararı alıp uygulamak olacaktır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler