Biz de sizi bekliyorduk!

Tarih : 13 Mart 2013

Biz de sizi bekliyorduk!

ATO Genel Sekreteri

Dr. Selçuk Atalay

 

Yeni Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu iş başına geçer geçmez yaptığı açıklamalardan birinde “Katma değer üreten alanların en başında tıp sektörü gelmektedir” diyerek, sağlık alanını nasıl gördüğünü kamuoyuna göstermiş oldu. Katma değerin oluşumu, girdiler ucuzlamadığı sürece, üretilen malın fiyatını da arttıracaktır. Oysa bugün itibarı ile hizmet alıcıları olarak SGK’nın, özel sigorta şirketlerinin fiyat artışına tahammülü yoktur. Eğer fiyat artmayacaksa ve sağlık bu denli katma değer oluşturacaksa, bu, ya girdilerin ucuzlayacağını ya da sağlık çalışanlarının (işçilerin) ücretlerinin düşeceğini gösterir. Hekimler, bunlardan hangisinin olacağını gayet iyi görüyorlar.

Müezzinoğlu’nun bu açıklaması şüphesiz hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik değil, sermaye sahiplerine yöneliktir. Bakanımız sermayeye selam çakıyor ve hattın değişmeyeceğinin, hatta daha da piyasacı bir yönelimin geliştirileceğinin müjdesini veriyor.

Bu yılın başlarında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, devlet memurlarının çalışma prensiplerini belirleyen 657 Sayılı Kanun’un ihtiyaçlara cevap vermediğini söyledi. Uzun zamandır gündemde olan personel rejimi değişikliğinin önümüzdeki dönemde gündeme geleceği anlaşılıyor. Dikkat ederseniz kamu ve özelde 10 yıldır yapılan tüm değişikliklerin pilot alanı sağlık oluyor. Zaten Kamu Hastane Birlikleri ile oluşan yeni idari yapıda, sözleşmeli yöneticiler altında “iş güvenceli” çalışanlar bulunması hayli sırıtıyor. Personel rejimi değişikliğinin, hem kamu hem de özel sağlık alanında (artık bileşik kaplar prensibi ile çalışıyorlar) hekim ve diğer sağlık personelinin ücretlerinin baskılanmasında kilit önemi haiz.

Her ne kadar AKP 2014 seçimlerine doğru yürürken kaderini sağlık dışı alanlara bağlamış olsa da, sağlık alanındaki “memnuniyet” düzeylerini çok düşürmemeye gayret edecektir. Bu işi de sağlık çalışanlarının üzerinden yapmak zorunda. Belki de hepimizin en çok merak ettiği konuların başında, sağlık çalışanlarının “daha ne kadar ezilebileceği” sorusu var. Şu an dipte miyiz? Bunun daha dibi var mı?

Yönlendirmelerle dolu, nesnel kriterlerin uzağında hazırlanmış Bakanlık anketlerinde vatandaş %75 memnun çıkıyor. Memnuniyetin temel iki sebebi, sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi ve sağlık hizmetine erişimin aşırı artması. Vatandaşın bir kısmı sürekli olarak sağlık birimlerinin kapısına yığılıyor. Ameliyat sayısı son dört yıl içerisinde 2 milyon 700 binlerden 11 milyonlara kadar çıkmış durumda. Eskiden hastaneye gitme oranı 2 iken 8’e çıktı; fakat OECD ortalaması 6.5. Biz OECD üyesi ülkelerden çok daha genç bir nüfusa sahip olmamıza rağmen ortalama 8 defa hastaneye gidiyoruz. Aklı olan herkes sağlık alanında yaşadığımız garipliği görür.

Kaptanı değişen ama rotası değişmeyen Bakanlık internet sayfasına 182 Randevu Sistemini anlatan bir intro koymuş. Başı açık bir hemşire, ilk hastası 09:00 da gelecek olan doktorumuza (Bu arada saat 09:00’a doğru işe gelen doktor hakkında tutanak tutulmuştur herhalde), “Bugün 45 hastanız var, 20’si randevulu” diye bilgi veriyor. Hasta Mehmet Bey başka hiçbir hastanın beklemediği kapıdan içeriye girdiğinde, doktorumuz “Hoşgeldiniz Mehmet Bey biz de sizi bekliyorduk” diyor.  Ankara’da kamu hastanelerinde birçok hekim günde 100’ün üzerinde hasta bakarken, Bakanlık web sayfasında yer alan introyu nasıl değerlendirmeli?

Hoş geldiniz Mehmet Müezzinoğlu Bey, biz de sizi bekliyorduk.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler