Doktorda “Dönüşüm Programı”

Tarih : 17 Aralık 2012

 

Doktorda “Dönüşüm Programı”

 

Dr. Selçuk Atalay

ATO Genel Sekreteri

10 yıldır içinde yaşadığımız sağlıkta dönüşüm programı sağlık ortamımızın eksiksiz her taşını yerinden oynatırken, hekimlerde de ciddi değişiklikler yarattı.

Genç hekimler, yani en fazla 10 yıl önce hekimliğe başlayan meslektaşlar sadece “sağlıkta dönüşüm” diye adlandırılan programın içinde hekimlik yaptılar. Yani aslında “dönüşümden” başka bir ortam bilmiyorlar. Şüphesiz onların hekimlik algısıyla, meslekte daha tecrübeli olan meslektaşlarımızın sürece ilişkin algıları arasında farklar vardır.

Bu zorlu 10 yıl içinde yaşam alışkanlıklarımız, mesleki pratiklerimiz, meslektaşlarımızla, sağlık çalışanlarıyla, hastalarımızla, iktidar ve onun hayatımıza değen yapılarıyla ilişkilerimiz vb. pek çok konuda değiştik ya da değişmeye zorlandık.

Yaşadığımız, “sağlığın piyasalaşması ve hekimlerin proleterleşmesi sürecinde”, hekimler bu işin başında durdukları yer itibarı ile “dönüşümle”, “iktidarla” birbirinden farklı ilişkilenmelere girdiler. Dönüşüm gemisinde kimimiz kaptan köşkünde otururken, kimimiz makine dairesinde olduk. Bu süreçte “lanet okuyup” gemiden atlayanları da gördük.

Bütün bu sürece damgasını vuran duygu sanırım, ”giderek yükselen kaygı” olarak tespit edilebilir. Bugün artık emekliliğine birkaç yıl kalmış hekimler dahil (elbette iktidara -çok- yakın olanları ayırmak gerekir) gelecek kaygısı yaşıyorlar. Bizim ülkemizde en vahşi örneklerinden biriyle tanıştığımız “kapitalizmin”, “kaygı” üzerinde yükseldiği yolunda söylenen sözler gayet haklı görünüyor.

Hastane Birliklerinin yüksek ücretli, “sözleşmeli yıldızlarının” belirlenmesi ile oluşan, “adalet, liyakat” kavramlarının iyiden iyiye tartışılır hale geldiği tablo, kamu hastanelerinde çalışan meslektaşlarımızın kaygılarını daha da artırmış oldu. Adeta yandaşlara (kimi liyakatı olan meslektaşları ayırarak) pay dağıtılması biçiminde yürüyen bu süreç, aslında Bakanlık için de bir patinaj haline dönüştü.

KHB’lerin kurulması sürecinde enteresan olaylardan biri, süreçte olan bitenle ilgili olarak yazılmış, bugüne kadar rastlamadığımız sayıda imzasız mektubun tabip odamıza gelmesi oldu. Hekimlerin ve tüm sağlık emek gücünün üzerinde kurulan korku imparatorluğunun geldiği nokta anlamında ipucu veren bu imzasız mektupların bundan sonra artacağını tahmin ediyoruz.

Bugün Birlikler içindeki hekimler, çok daha fazla rencide olduklarını hissediyorlar. Ancak adım adım hekimlerin bütün çıkışlarını kapatan Bakanlık, “sözleşmeli yöneticilere” hekimlere pervasızca baskı yapmanın koşullarını sunmuş durumda. Şimdilerde hastanelerde “kar” için bütün önlemleri hızla alan yöneticiler; hekimlerin özlük hakları, insani çalışma koşulları söz konusu olduğunda cimriliklerini hiç olmadığı kadar ortaya koyuyorlar. Bakanlık CEO’lara bastırıyor, onlar da tüm basıncı hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına aktarıyor. Hekimlerin tüm kapılarını kapattığını düşünen Bakanlık, CEO’lara, odalara gaz verilme zamanının geldiğini işaret ediyor.

Geçenlerde tabip odamızda görüştüğümüz iki hastane yöneticisi bu sürecin en çok vuracağı kesimin hekimler ve diğer sağlık personeli olduğunu söylerken, sistemin bu haliyle sürdürülebilir olmadığını itiraf ediyorlardı. Konuştuğumuz yöneticiler öte yandan, giderek niteliği düşecek olan ve daha fazla yurttaşların cebine yönelecek olan bu politikaların iktidar için de kötü sonuçlarının olacağını ifade ettiler.

Tarihte hekimler gibi profesyonel meslek erbabı olanlar, iktidarla, parayla pek çok kez imtihan olmuşlardır. En kötü günleri gördüğümüzü düşünenler yanılıyor olabilirler. Hekimler, sağlık çalışanları ve tüm emeği ile yaşayanlar bu baskı ve zorun altından elbette kalkacaklar. Ama bu ne hemen, ne de kolay olacak.  Sanırım kritik noktalardan biri birbirimize olan güvenimiz. Ama güven duymayı bekleyerek yol kat edemiyoruz. Önce güven vermemiz gerekiyor. Bir el bekliyorsak eğer bize uzanacak, elimizi uzatmayı bilmeliyiz.

Sağlıkta dönüşüm iktidar dahil herkes için platoyu yaptı, artık nefeslerinizi tutun aşağıya iniyoruz. Hepimize kolay gelsin.

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler