Kanlı Taşlar Arasında

Tarih : 09 Ekim 2012

Kanlı Taşlar Arasında

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

TTB, tabip odaları, sendikalar, hekimler, sağlık çalışanları yıllarca çığlık attı: “Sağlıkta şiddet tırmanıyor, tedbir alın!” Bu çağrıyı yanıtlayan Sağlık Bakanı sırasıyla “Sağlıkta şiddet yoktur”, “Vardır ama trafikte de kabalıklar olabiliyor”, “Varsa bile elimizde rakam yok”, “İngiltere’de bizdekinden çoktur” açıklamalarında bulundu.

ATO olarak Ersin’in katlinin ardından hekimlere bir kez daha sorduk. Ankara’da çalışan 784 hekimle gerçekleştirdiğimiz “Hekime Yönelik Şiddetin Yaygınlığı ve Nedenleri Anketi” verilerine göre – biz biliyorduk ama yetkililer de duysun- hekimlerin % 91’i çalışma hayatları boyunca en az bir kez sözlü, %27’si ise fiziksel şiddete maruz kaldıklarını söylüyorlar.

Hekimler performansın, hasta yükünün, SABİM’in, katkı payının, siyasilerin kötü sözlerinin şiddeti artırdığını söylüyorlar ve “TTB katkısı olmadan şiddet sorununu çözmeniz mümkün değil” diyorlar.

Hasta yükü şiddeti artırıyor elbette ama “günde 100-150 hastaya bakacaksın” demenin kendisi de şiddet! Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde bir hekim “Bakamam. Hastalara zarar vermekten endişe ediyorum” diyor. Başhekim “Bakacaksın” deyince bu meslektaşımız görevinden istifa ediyor. Bugün ülkemizin dört bir yanındaki onbinlerce hekim iş ya da gelir kaybı tehdidi altında, içine sinmeyerek, kaygıyla, büyük özveriyle ve insanüstü bir gayretle hasta bakıyor. Bu ruh haliyle hasta bakılır mı? Bu, hekime yönelik şiddetin daniskası değilse nedir?

Dr. Mustafa Bilgiç acil serviste hastadan hastaya yetişmeye çalışırken, eline batan kontamine enjektörle hastalığa yakalandı ve yaşamını yitirdi. Yetkililer, sorumlular size soruyorum: “Kendi dikkatsizliğinden” deyip geçecek misiniz? 200 acil hastasıyla iki doktoru, iki hemşireyi baş başa bırakmak mı sağlıkta dönüşüm programı dediğiniz?

 

Hissen yok bu akşamda senin

sen öğleden beri

bu renk renk

bu çeşit çeşit söylenen şarkının

artık haricindesin.

                               Arif Damar

 

İnt. Dr. Gülenay Aydın on iki saatlik uykusuz, dinlenmesiz acil servis nöbetinden çıkıp evine gitti; onu zehirleyecek gazı farkedebilecek durumda değildi. Öldü! “Kazadır. Yazık oldu.” dışında iki kelime edecek misiniz?

Dr. Ersin Arslan’ı bir hasta yakını katletti. Dedesini iyileştirmek için uğraşan birine – bırakın bıçakla saldırmak- el kaldırmayı kim aklının ucundan geçirebilirdi evvelce. Hadi aklından geçirdi diyelim; buna kim cesaret edebilirdi kolay kolay? Nasıl oldu bu “dönüşüm” peki? Hekimler veriyor yanıtı: “Siyasilerin sağlık sistemindeki sorunların sebebi olarak kamuoyuna hekim ve sağlık çalışanlarını işaret ettiğini düşünüyorum. Siyasilerin, hekimlerin halkın gözündeki saygınlığını azaltan beyanlarının hekime yönelik şiddeti arttırdığını düşünüyorum.”

Şiddet sağlıkta dönüşümün adeta ana enstrümanı haline gelmiş. Hekimler, sağlık çalışanları şiddet görme korkusu altında bakıyorlar hastalarına uzunca süredir. Bıktık şiddetten, evet; lakin kanıksamadık. Kaybettiğimiz meslektaşlarımızın hisselerini görmezden gelmeye niyetimiz, görmezden gelinmelerine tahammülümüz yok.

 

SAVAŞA HAYIR

Savaş insanlığın en büyük düşmanı; en önemli halk sağlığı sorunu. Savaş insan aklının ve vicdanının mağlubiyeti. Savaş kendisinden medet umanların dahi katili. Savaşsız bir dünya için kullanalım aklımızı ve vicdanımızı.

 

Nerden bilecektim, oğlum, bu yerin nerden bilecektim,
küller ve kanlı taşlar arasında kalacağını böyle.

                                                              Bertolt Brecht

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler