Sizin katkınıza ihtiyacımız var

Tarih : 15 Mayıs 2012

Dr. Özden Şener

ATO Yönetim Kurulu Başkanı

 

Değerli Meslektaşlar,

 

Dörtbin hekimin oy kullandığı Ankara Tabip Odası seçimlerini geride bıraktık. Her seçimdeki gibi bu seçimlerde de kazananlar ve kaybedenler oldu. Oluşan yeni kurullarımız hep birlikte hem Ankara’da hem de ülkemizde hekimlerin daha iyi şartlarda çalışması ve daha iyi sağlık hizmeti sunması için bir gayretin içine girecek.

Bir çırpıda söyleyiverdiğim bu sözü gerçekleştirmenin zor olduğunu elbette biliyorum. Ancak bunun çok mümkün olduğunu da biliyorum.

Mümkün; çünkü size, hekimlere güveniyorum. Hekimlerin sağduyulu, yürekli, onurlu ve kararlı tutumları hepimizin can, gelir, gelecek güvencesi, mesleki bağımsızlığı ve halkın sağlık hakkının sigortasıdır.

Talep ettiklerimiz her hekimin, her sağlık çalışanının hakkıdır. Haklarımızı elde etmek için –içtenlikle söylüyorum- hepimizin bireysel katkısına ihtiyaç var. Bu katkıyı Odamızdan/Odanızdan esirgemeyeceğiniz inancıyla sizlere bu yeni dönemde kolaylıklar diliyorum.

 

Kağıttan kulenin en dibindeki kart

 

Sağlıkta dönüşüm programı öyle derme çatma, öyle temelsiz, öyle dayanıksız, iskambil kulesi gibi bir yapı ki bu programı herhangi bir etken yerlebir edebilir.

Sağlık hizmetinin temel unsurları; hizmeti sunan, hizmeti alan ve bunların buluştuğu, hizmetin üretildiği bir ortamdan oluşuyor.

Nitelikli bir sağlık hizmeti için öncelikle bu unsurların her birinin tek tek sağlıklı olması gerek.

Yani hekim hastasına yeterli süre ayırabilmeli, her türlü maddi ve manevi baskıdan uzak şekilde hizmet verebilmeli, eğitimine yeterli zaman ve kaynak ayırabilmeli.

Hasta aldığı hizmete güven duyabilmeli, kendisine yeterli sürenin ve dikkatin verildiğini hissedebilmeli, iç huzuruyla hekimine muayene olabilmeli, cebinden ödeyemeyeceği paraların çıkacağı kaygısı taşımamalı.

Ve sağlık ortamı… Sağlık ortamı fiziksel olarak da işleyiş olarak da yeterli ve düzenli olmalı. Ama bunun kadar önemli olan bir husus; yöneticiler gerçekçi olmalı. Medyada sıfır sorunlu bir sağlık sistemi reklamı yapılmamalı, sorunlar ne ise açıkça ifade edilmeli. Yöneticiler hekimleri ve sağlık çalışanlarını değersizleştirecek açıklamalardan kesinlikle kaçınmalı. Yine; yöneticiler hekimlere güvenmesini bilebilmeli.

Bunlar olmadığında, medyada reklamı yapılan sağlık ortamını gittiği sağlık kuruluşunda bulamayan hastanın öfkesi temas ettiği kişiden yani sağlık çalışanından çıkıyor. Bir yandan da yöneticiler hekimi “paragöz”, “eli halkın cebinde insanlar”, “poliklinik saatinde çay içenler” olarak tarif ederek değersizleştirdikçe, “en küçük bir problemde SABİM’i arayın” diyerek hekimin her türlü eyleminin şikayet konusu olabileceği yanlış algısını yerleştirdikçe, hekimi dokunulabilen, vurulabilen, küfredilebilen bir varlık olarak görenlerin sayısı artıyor.

Yıllardır meslek örgütünün uyarılarına kulak tıkayanlar bugün gerçeklerin vardığı boyut karşısında şaşkınlar. Dün söylediklerimiz doğruydu. Bugün de doğruları ifade ediyoruz. 19 Nisan’da bütün Türkiye’deki infialden gördük ki, hekime, sağlıkçıya şiddet bu iskambil kulesinin en alt sırasındaki kartlardan biri. Bu dönüşüm programının sahipleri, hiçbir şey için değilse bile, sırf bu nedenle şiddete acilen bakmalılar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler