Yoksulluk sınırı altında hekim maaşı

Tarih : 08 Mart 2012

Ankara’daki vakıf üniversitelerinin birinde hekim ve öğretim üyesi aylıklarının düşüklüğü can yakıyor

Kansu Yıldırım

Ankara sınırları içinde dört vakıf üniversitesi bulunuyor. Bazı vakıf üniversitelerinde çalışan hekimler düşük ücretler, yoğun iş yükü, akademik çalışmalara yeterince zaman ayıramama gibi konularda sıkıntılar yaşıyor. Söz konusu sıkıntılar vakıf üniversitelerinin finansman durumuna, hasta yoğunluğuna ve idari yapılanmasına göre değişiklik gösteriyor.
Bu üniversitelerinin birinde hekimlerin yaşadığı başlıca sıkıntı düşük ücretler. Burada bir doçent 2200 TL, bir profesör 2500 lira aylık alıyor. Ek ödeme yok. Öte yandan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 Ocak ayı için belirlediği yoksulluk sınırı 3197 TL.

Düşük ücret hekim sayısını da düşürüyor
Bu durum pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Hekimlerin düşük ücretler nedeniyle vakıf üniversitesini seçmemesi, mevcut hekim kadrosu üzerindeki iş yükünü arttırıyor ve sayının yetersizliği, ekip çalışmasından ziyade bireysel çalışmayı dayatıyor. Bazen hoca ya da uzman, asistanların yapması gereken işleri de üstlenmek zorunda kalabiliyor.

Akademik çalışmalara zaman kalmıyor
Ücretlerle başlayan zincirleme reaksiyon, hekimlerin akademik çalışmalarında da sorunlar yaratıyor. Günlük mesai saati içinde rutin işlerle ilgilenen hekimler, eğitim ve araştırma faaliyetlerini ya askıya alıyor ya da daha az zaman ayırmak zorunda kalıyor. Alana ilişkin bilimsel bilginin üretimi süreci çoğu zaman sekteye uğruyor. Bilimsel kongrelere katılma konusunda ise bildiri sunuyor olmak koşuluyla yılda üç, izleyici olmak koşuluyla bir kongre hakkı bulunuyor. Bunların dışındakiler yıllık izin süresinden düşürülüyor. Yol ve konaklama masraflarını hekimler sıklıkla kendi ceplerinden karşılamak durumunda kalıyor.

“Emeğimin karşılığını alayım”
Burada çalışan hekimler, ücret hiyerarşisinin bozulmasından muzdarip. 2200 TL alan akademik personelin yetiştirdiği uzmanların devlet hastanelerine veya özel sağlık kurumlarına geçtiklerinde kendilerinden yüksek ücretlerle işe başlamaları, mesleki açıdan moral bozuyor. Bu nedenle hekimler, “minimum ücret seviyesi” olması ve bir hekimin maaş kaygısı duymaması gerektiğini söyleyerek, “emeklerinin karşılığının ücretlere de yansımasını” talep ediyor.
Düşük ücretlerden doğan sorunları ise aile içi dayanışma aracılığıyla göğüslemeye çalışan hekimler, mevcut maaşlarıyla yerli ve yabancı akademik yayınları takip etmekte, kira ve taksit ödemekte, çocuklarının okul masraflarını karşılamakta, ulaşım masraflarını ve faturaları ödemekte zorlandıklarını vurguluyor.

Yönetim çalışıyor
Öte yandan, Tıp Fakültesi Yönetiminin uzunca sayılabilecek bir süredir ek ödeme için çalışmakta olduğu öğrenildi. Hekimler geçtiğimiz Ocak ayında aylıklarında artış olacağı şeklindeki umutlarının henüz gerçeğe dönüşmediğini ifade ediyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler