Hayat Öğretiyor! “Dr. Selçuk Atalay”

Tarih : 08 Mart 2012

Hayat Öğretiyor!
4 Mart Pazar sabahı 80’in üzerinde emekli hekimle tabip odasında kahvaltılı bir toplantı yaptık. Emekli hekimlerin derdi çok. Hiçbir hekim işe emekli olarak başlamadı. Bugün çalışan hekimler yarın emekli olacak. Bunca emeğin karşılığı olarak devletten emekli olanların maaşları 1400 TL. Özelden emekli olanların durumu ayrı bir vahamet. Son açıklanan açlık sınırı 1000 TL, yoksulluk sınırı ise 3100 TL civarında. Diğer profesyonel meslek gruplarına göre de hekimlerin emekli ücretleri bir hayli düşük. Peki nasıl geçiniyorlar? İlk akla gelen hekimliğin para kazandırdığı dönemlerde aktif çalışıyor olmaları. Ama hepsinin de para biriktirmiş olduğunu düşünmek yanlış olur. O yüzden çalışmaya devam ediyorlar. Özel sektör onları ucuz iş gücü olmaya aday görüyor. Mevzu uzun ama sözün özü: Emekli hekim olmak zor iş!
Pazar sabahı Ankara Tabip Odası’nda toplanan emekli hekimler kendileri için bir komisyon oluşturdular. Gönüllü olanlardan bir yürütme seçtiler. Buradan hem iletişimlerini sağlayacaklar hem de talepleri üzerinde çalışacaklar.
Biz onlara 11 Mart’ta “Sağlık Hakkı ve İyi Hekimlik Değerleri Yürüyüşüne” gelin dedik. Bir “emekli hekimler” pankartı açalım diye önerdik. Bir tek hekim karşı çıktı. O da 18 yıl milletvekilliği yapmış bir ağabeyimizdi. Bundan 10 yıl önce olsa herhalde hepsi karşı çıkardı. 11 Mart’ta yanımızda mesleğe yıllarını vermiş ablalarımız, ağabeylerimiz de olacaklar. Asistanından emeklisine, kurum hekiminden profesörüne biz hekimler haklarımız için mücadele etmeyi öğreniyoruz. Hayat öğretiyor!

İki Gösteri
Son bir ay içinde Türkiye sağlık alanından iki gösteriye tanıklık etmiş olacak. Birincisi kol-bacakla ilgili. Hadiseyi gösteriye çeviren, Bakanlığın üst düzey bürokratları ve Bakan’ın bizzat kendisi diye düşünüyor hekimler. Hacettepe’nin rüştünü ispatlamasına gerek yok, zaten kendini kanıtlamış bir üniversite. Peki kimin, niçin şov dozunda bir gösteriye gereksinimi vardı? Birkaç bilgiyi huzurunuza bırakayım:
Sağlık turizmi konusu iktidarın önemli beklenti alanlarının başlarında geliyor.
Mevcut sağlık politikalarının fiyakası bozuldu, yaldızları dökülüyor.
Siz bu cümlelere kendinizinkileri de ekleyebilirsiniz.
İkinci gösteri 11 Mart’ta Ankara’da. Ankara’da Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi kuruluyor. 11 Mart’taki gösteriye kimin niçin gereksinimi var? Hekimler “Yeter artık, tükendik. Durdurun bu saldırıyı” diyor. Halk, “sağlık hakkını tırpanlamaktan vazgeçin” diyor. Sağlık çalışanları ve vatandaşlar itiraz ediyorlar ve talep ediyorlar! Gerek var mı hakikaten bu gösteriye? Eğer gerçekten nitelikli ve eşit bir sağlık hizmetine ulaşmak vatandaş için zorlaşıyorsa, gerek var. Eğer hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik baskı ve şiddet artıyorsa, mesleki bağımsızlığımız ve iş güvencemiz kayboluyor, gelecek umutlarımız kararıyorsa gerek var. Değilse, en azından siz 11 Mart’a katılmayın!

Kavilleşelim!
Ankaralı hekimlerin büyük bir çoğunluğu itiraz etmemiz gerektiği konusunda hemfikir. Mevcut gidişattan memnun olan çok az bir kesim var. Onları da hepimiz biliyoruz. Ancak itiraz etmek konusunda çekinceler var. Kimileri tükendik, yıldık diyor. Kimileri itiraz edersek daha da beterini yaparlar diyor.
Daha neler, neler söyleniyor. Söyleniyoruz. Söylenmek ruh sağlığımızı koruyor belki bir nebze. Öte yandan 11 Mart’a katılırsak “mimleniriz” diye düşünen asistanı, doçenti, aile hekimi var. 11 Mart’a katılanlar mimlenir mi? Ya da biz bu mesleğe “mimlenmeyelim” de gerisi boş diye mi girdik.
O Pazar sabahı televizyonlarımızın başında arkadaşlarımızı, dostlarımızı izlemeye oturamayız. Çünkü izlenecek olan biziz! Bu mesleğin korkarak yapılmadığını hepimiz biliriz! Birileri bizim yerimize itiraz eder diye beklemek yersiz. Biz en iyisi, 11 Mart’ta Anadolu Gösteri Merkezi’nin önünde saat 10.00 da buluşmak üzere kavilleşelim.
11 Mart sabahı biz hekimler, sağlık çalışanları ve hastalarımızla birlikte en güzel gülümsememizle bir arada duracağız. İtirazınızı ve talebinizi alıp gelin! Şimdi konuşmazsak, yarın geç olabilir. Yarın, suskunluğumuzu kendimize açıklayamayabiliriz.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler