Dr. Hasan Çağlar Uğur “Canın Kaç Puan?”

Tarih : 12 Şubat 2012

Ülkemizde sağlık sistemi bir bütün olarak ele alındığında, uygulamaya konulan performans sistemi ve sağlıkta dönüşüm politikaları ile bir devir sona ermektedir. Herkesin gözü aydın. Sona ermekte olan devir,  insan hayatına adanmışlığın, gönülden bağlılığın ve koşulsuz insan sevgisinin biten devridir. Duyguların sökülmeye çalışıldığı, gönüllerin kırıldığı, hastanın can değil maliyet, sağlık emekçilerinin insan değil robot olarak algılandığı bir devir başlamaktadır. Bu devir daha henüz başlarken her türlü imkânsızlık içinde olmazı olur yapmak için gecesini gündüzüne katan sağlıkçılara deniyor ki sağlık, hayat ve can artık hepsi puan.

Kimse “ama’’ ile başlayan cümleler kurarak bu gerçeği görmezden gelmesin. Mutlaka sistem içinde yanlışlıklar ve yanlış yapanlar olacaktır. Burada kritik soru şudur: Amacımız bu yanlışlıklar ile mücadele ederek sağlık sistemini daha işler hale getirmek midir yoksa bu yanlışlıklardan yola çıkarak sistemi istenildiği şekilde(!) değiştirmek midir? Eğer Sağlık Bakanımızın iddia ettiği şekilde sistemi daha işler ve halkın yarına haline getirmek ise o zaman tüm sağlık emekçileri ve insan hayatını her şeyin önünde tutan büyük çoğunluk olarak soruyoruz:

Uygulamaya konulan sistemde hastanın en kaliteli sağlık hizmetini mi yoksa en ucuzunu mu alması hedeflenmiştir? Aynı cümle içinde geçen ‘’kalite’’ ve ‘’ucuz’’ kelimelerinin birbirine pek uyumlu olmadığını fark etmişsinizdir. Çoğu üçüncü dünya ülkelerinden sağlık personeli ithali, hasta katılım paylarının ve sigorta primlerinin artırılması ve sağlık çalışanlarının ücretlerinin sürekli tırpanlaması bize hedefin, kalitenin ön planda tutulmadığı ucuza sağlık olduğun düşündürmektedir ne yazık ki.

Üniversitenin içinin boşaltılmasına çanak tutan kararnameler çıkarmak, aklın ve bilimin önünü tıkamak ne kadar akılcıdır? Üniversite özerkliğini kırmak için üniversiteleri borçlandırarak sonunda sağlık bakanlığının işletmeleri haline getirmeye çalışmak ülkenin gelecekteki bilim gücünün altına dinamit koymak değil de nedir?

Uygulamaya konulan sistemde hastanın doktor seçme hakkı var mıdır? Hastanın doktor seçme hakkı yoksa bunun neresi halkın yararınadır? Doktor seçme hakkının sadece rüyasında Cleveland eyaletini görebilenlere verilmesi vicdanın neresine sığar?

Bilime ömürlerini adamış üniversite hocalarına, değeri asla para ile ölçülemeyecek hizmetler üreten beyinlere, insan gücü yetiştirenlere gelir getirici faaliyette bulunma demek ne kadar halkın yararınadır? Bir cerrah ameliyata girmeden ameliyat yapmayı nasıl öğretir? Siz yarın o mezuna ailenizden birini emanet eder misiniz?

Üniversitelerin içleri boşaldığından organ transplantasyonu, kalp ve beyin cerrahi ameliyatları, multidisipliner yaklaşım gerektiren ameliyatlar, kanser ve diyaliz gibi özellik arz eden kronik hastalık takipleri, ileri teknik ve tecrübe gerektiren girişimsel uygulamalar, nörofizyolojik tanısal testler durma noktasındadır. Hastalar mağdurdur. Sağlık çalışanları mağdurdur. Bu birilerinin yararına ise de halkın ve sağlık emekçilerin yararına değildir Sayın Sağlık Bakanım.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Arşivler