Dr. Bayazıt İlhan ATO Başkanı “İstisna”

Tarih : 12 Şubat 2012

Nasıl da güzel kelimeler buluyorlar. Artık sağlık hizmetlerinde “istisnalar” var. İstisnanın kelime anlamı sözlüklerde “bir kimse veya bir şeyi benzerlerinden ayrı tutma, genelden ayrı, kural dışı olma, ayrıklık” olarak geçiyor. Demek ki bazı sağlık hizmetlerini almak artık “kural dışı”dır, “genelden ayrı”dır. Bu ayrıksı hizmetleri almaya kalkarsanız Sosyal Güvenlik Kurumu’nun belirlediği bedelin üç katına kadar bedeli cebinizden ödemek zorundasınız. Örneğin epidural anestezi ile doğum mu yapacaksınız, normal doğum bedelinin 3 katını, yaklaşık 1300 TL’yi cebinizden ödeyeceksiniz. Üstelik sadece özelde değil kamu hastanelerinde de ödeyeceksiniz. Paran varsa ağrısız doğum, yoksa ağrılı doğum…

Prostat cerrahisi, katarakt cerrahisi, diş protezi, endoskopi gibi işlemlerde de “ayrıksı” olan yöntemler seçerseniz elinizi cebinize atacak ve yüklüce bir miktar “bıçak parası”nı – devlet ve üniversite hastaneleri dahil – ödeyeceksiniz. Ama korkmayın, Türkiye’de eskisi gibi bir bıçak parası sorunu yok! Artık bu paralar yasal olarak alınıyor.

***

Acil servislerde renk renk alanlar var. Yeşil olanındaysanız muayene paralarını ödeyeceksiniz. Bu şekilde hastalara renkler verip onlarla karşı karşıya kalmak, şiddete uğramak da tabii ki hekimlere düşüyor. Sağlık Bakanımız bir gece örneğin Dışkapı Hastanesi, Ankara Hastanesi ya da Ankara Numune Hastanesi acilinde nöbet tutsa, hastalara renkler verse, yeşil olanlarına “siz acil değilsiniz, muayene parası ödeyeceksiniz” dese ne güzel olur değil mi? Böylelikle vatandaşın memnuniyetini sahada canlı olarak görme şansı da olacaktır, “memnuniyet anketleri”nin doğruluğu konusunda kuşkusu da kalmayacaktır.

***

Gelişmeler yetişecek olan “dindar” nesil için pek de iyi şeyler düşünülmediğini gösteriyor. Bakın çocuklarımız, gençlerimiz için nasıl bir gelecek hazırlanıyor:

Yetişecek yeni nesil için sağlık hizmetleri “istisna” olacak.

Dersane köşelerinde çocuklukları, gençlikleri geçecek, sınavlarda şifreler olacak. Okul bitince onları işsizlik bekleyecek.

Yeni nesil taşeron şirketlerde güvencesiz çalışacak. “Esnek” çalışacak. Aldıkları paranın yüklüce bir bölümüne “aracı” işverenler el koyacak. Sen çalışmazsan “ithal” olanı ucuza çalışır denecek.

Yeni neslin kız çocukları da 18 yaşından sonra (öğrenci iseler 25) anne-babalarının sosyal güvencesinden faydalanamayacak.

290 TL kazanıyorlarsa 35 TL Genel Sağlık Sigortası primi ödeyecekler. Ama yine de muayene parası, reçete parası, tahlil parası, hastane yatağı parası, ilaç parası ödemekten kurtulamayacaklar.

Kıdem tazminatları gaspedilecek.

Yeni nesil 65 yaşından önce emekli olamayacak.

“Yanlışlıkla” üzerlerine bomba atılacak, “zaten kaçakçıydılar” denecek.

Kadın olanlarını kocaları sırtından bıçaklayacak.

***

Sahi bu “dindar nesil yetiştirme” tartışmaları tüm bu kötü kokuların üzerini örtme çabası olabilir mi? Yoksa “dindar” olurlarsa Allah’a şükredip seslerini çıkarmazlar beklentisi mi? Hakların gaspedilmesinin üzerini “dindarlık” tartışmasıyla örtmek yeni bir şey değil. İnsanların hakları için mücadelesi de…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz

Arşivler