Dr. Bayazıt İlhan ATO Başkanı “Gerekirse On Doktora Sorma Kültürü”

Tarih : 16 Ocak 2012

“Gregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş buldu.”

Edebiyat tarihinin en çarpıcı roman girişlerinden biri Franz Kafka’nın “Dönüşüm” romanının yukarıda alıntıladığım girişidir. Değişim, dönüşüm gibi kavramlar hep olumlanarak kullanılmaya çalışılsa da Gregor Samsa’nın yaşadığı dönüşüm her dönüşümün iyilikler getirmediğini göstermektedir.

Ya “Sağlıkta Dönüşüm”?

***

Sağlık Bakanımız bir gazeteye yaptığı açıklamada hastaların tahlil sonuçlarını farklı hekimlere göstermelerini önererek “Bir elbise alırken bile mağaza mağaza dolaşıyoruz. Sen burada kalbini emanet edeceksin, gerekirse on yere de soracaksın. İnsanlarda artık bu kültürün oluşması lazım” dedi. Ancak Bakanımız’ın bu önerisini yerine getirmenin yüklüce bir bedeli bulunmaktadır.  Bu önerinin dillendirildiği günlerde yürürlüğe giren uygulamayla bu tür mükerrer “doktora sormalar” yurttaşların daha yüksek katkı payları ödemesiyle mümkün olabilmektedir. Belli ki vatandaş “muayenehane çilesinden” kurtulmuştur ama katlanan katkı paylarından ve cebinden daha çok para çıkmasından kurtulamamıştır!

Bir sağlık bakanının insanların sağlık hizmeti almasını, kendi örneğinde kalbiyle ilgili bir konuyu, elbise almaya benzetmesi çok önemli. Hastalarımıza tahlil sonuçlarını alıp doktor doktor gezmeyi, belki de on doktora sormayı önermesi rastgele bir öneri değil. Hele hele bunu bir “kültür” olarak sunmak ise çok kayda değer. Çok açık burada bir anlayış var, gerçekten bir dönüşüm var. Sağlık Bakanımız bir hekimdir, bir tıp profesörüdür, bu benzetmeleri ezbere yapmamaktadır. “Sağlıkta Dönüşüm”ün arkasındaki düşünsel yapı, sağlığın, sağlık hizmeti sunumu ve hizmetten yararlanmanın ülkemizde bu alanı yönetenlerce algılanış biçimi budur.

***

Buradan anlıyoruz ki performans sistemi, hekimler üzerindeki ciro baskısı, hekimlere dayatılan bir anlamda “parça başı ödeme” sistemi elbise satan tezgahtarlardan esinlenerek geliştirilmiştir. Birçok konfeksiyon mağazasında satış elemanlarına sattıkları “ürün” kadar fazla para verildiği bilinmektedir.

Ama bu işi karıştıran önemli sorunlar var. Örneğin sağlık elbise değil, hasta-hekim ilişkisi müşteri-tezgahtar ilişkisi değil! Siz böyle bir ilişkiyi yarattığınız güvensiz ortamla bozarsanız iyi bir şey yapmış olmazsınız, hasta on değil yirmi doktora gitse yine de aldığı tedaviden hoşnut olamaz, güven duyamaz. Son yıllarda artan biçimde doktor doktor gezen hastaları hepimiz günlük hekimlik pratiğinden biliyoruz. Peki bunu özendiren, hastaların hekimlere güvensizliğini artırabileceği açık olan bir cümleyi Sağlık Bakanımız neden sarfetmektedir? Bunun cevabı bellidir. Sağlıkta Dönüşüm çok sağlık hizmeti “tüketmek” üzerine kuruludur. İnsanlar doktor doktor gezmeli, kendisine söylenenleri başka hekimlere de sorarak teyit etmelidir. Bu “kültür” yerleşmelidir! Bunun maddi bedelini de elbette ödemeli, bir yerlere para kazandırmalıdır. Zaten böylelikle kişi başı yıllık ortalama hekime başvuru 8 yılda 3’den 8’e çıkmış ve bu bir övünç kaynağı olmuştur. Geriye bu işlerin görüleceği daha gösterişli “mağazalar” açmak, daha ucuza çalışacak “tezgahtarlar” bulmak kalmaktadır. Bu konuda da hatırı sayılır yol alınmıştır.

***

Bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Bu dönüşüm fazlasıyla Kafka’nın Dönüşümü’nü çağrıştırmaktadır.

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Arşivler